Ah demek onda yalnız yakışıklı bir çehreyi, kuvvetli bir dış görünüşü, neşeli, iç açıcı bir gülümseyişi sevmemişim. Bütün bunların arkasında asil, mağrur, yüksek, özverili bir ruh varmış.
Artık hayatta bir amaç aramıyordu. Çünkü inancı vardı. Belli kelimelere, fikirlere ya da prensiplere değil daima var olan, kudretli bir Tanrı'yı inanıyordu.