Sosyal adaletsizliğin bu şekilde bir kurgu ile anlatılmasını okumak inanılmaz keyifliydi. Kitapta savunulan şey; sosyal devlet ve sosyal devlet olmadığında bundan en mağdur olanlar kadınlar ve çocuklar. Yani ZAVALLILAR. Sosyal adaletin olmadığı bir yerde kadına yüklenilen anlam ya anne olmak ya da fahişe olmak. Bu toplumsal meseleyi anlatırken yazar edebiyatını ustaca konuşturmuş. Bella karakteri toplumu içselleştirmeyen, toplumun dışında kalan, zihnine ket vurmayan ve her şeyi çat diye söyleyen bir karakter. 'İd' bu romanda Bella. Baxter ve Mccandle ise süperego ve egoyu temsil ediyorlar. Bella'nın zekasının gelişimi ise çevresel faktörler ile oluyor. Aslında çevreniz manevi anlamda zenginse aptallık seviyeniz düşük oluyor, tam tersi ise zeki iseniz bile bir yerden sonra çevresel faktörler sebebi ile yontuluyorsunuz. Baxter karakteri de Bella'nın zeka gelişiminde kilit faktör. Yazarın tekniği muazzam. Mektup yazması, dipnotları eklemesi, metni yazarken başka metinlere bulunulan atıflar bu metinlerarasılığı o kadar iyi kullanmış ki asla okurken rahatsız etmiyor. Mektupların sayfalar ilerledikçe yazım şeklinin değişiminde bile nüanslar var. Eserin niyeti, yazarın niyetini aşmış durumda.