Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Freud bütün tarih içerisinde kollektif insan ego'suna yönelik üç büyük şok
olduğunu belirtmiştir (Freud, 1917). Bunlardan ilki bize dünyanın evrenin merkezinde olmadığını, güneş etrafında dönen pek çok gezegenden birisi olduğunu gösteren astronomi bilgini Copernicus (1473-1543) tarafından ortaya konmuştur. İkincisi 19. yüzyılda Charles Danvin'in, insanın yaratılış itibarıyla ayrıcalıklarla donatılmış, kendine özgü, ayrı bir tür olmadığını; sadece hayatın daha düşük seviyelerinden gelişen yüksek düzeyli bir hayvan formu olduğunu göstermesidir.
Sigmund Freud ise hayatımızın rasyonel idarecileri olmadığımızı, aksine farkında
olmadığımız bilinçaltı güçler tarafından kontrol edildiğini iddia ederek üçüncü şoku yaşatmıştır. Böylece "Copernicus insanlığın evrenin merkezinde olamadığını göstermiş, Darwin bizi hayvanlarla akrabalığımız olduğu iddiasını kabul etmeye zorlamış, Freud da mantığın ve aklın hayâtımızı yönlendiren en önemli etkenler olmadığını ileri sürmüştür. (Gay, 1988, s.580).
Bandura'nın çalışması, istenmeyen gebelikleri önleme, AİDS'in yayılmasını
kontrol etme ve okuryazarlığı teşvik etme gibi sosyal ve ulusal problemlere dikkat
çekerek uygun davranış modelleri hazırlamak üzere televizyon ve radyo
programlarına uyarlandı. Bu programlar dinleyicilerin ve izleyicilerin kendi davranışlarını değiştirmede imrenecekleri modeller şeklinde davranan kurgusal kişiliklere dayanıyordu. Bu televizyon ve radyo oyunları üzerine yapılan araştırmalar, güvenli seks yaşantıları, aile planlaması ve kadının statüsünü yükseltme gibi istenen davranışlarda önemli artışlar kaydedildiğini göstermiştir
(Smith, 2002a).
Müzakere sırasında başının üzerinde bir İncil tutan bir adam "işte Kitap, Kitap bu!" şeklinde bağırarak toplantı salonunda dolaştı. Bu adam Dar- win'in seyahat ettiği Beagle'm kaptanı Robert Fitzroy'du. Koyu bir dindar olan Fitzroy evrim teorisinin oluşumunda payı olduğunu düşünüyor ve kendini suçluyordu.
Fitzroy, Darvin'in geminin naturalistine ilişkin seçimini (burnunun şekline rağmen) onaylayarak onun araştırmalanna yardımcı olduğu için kendini suçluyordu. Fitzroy, tartışma sırasında elindeki İncil'i sallayarak dinleyicileri Tann'nın sözüne inanmaya davet ediyor ve Danvin'in teorisine dayanak teşkil eden bilgileri toplamasına yardım etmiş olmaktan ne büyük bir üzüntü duyduğunu söylüyordu. Fitzroy'un pişmanlık cümlelerini kimse dinlemek istemiyordu. Danvin'in yaşam öyküsü yazan "Odanın sessizleştiğini" ve Fitzroy'un "dinleyici bulamayarak sandalyesine gömüldüğünü" yazıyor(Browne, 2002, s. 123).
Mutsuz kaptan, beş yıl sonra bir pazar günü kiliseye gitmeye hazırlanırken traş
bıçağıyla gırtlağını keserek intihar etti. Bayan Danvin, kocasının "Fitzroy'un ölümüne çok üzüldüğünü ama pek şaşırmadığını" yazıyor. "Fitzroy'un bir defasında Beagle'de tam anlamıyla aklını kaçırdığını hatırlıyordu" diye ekliyor (Browne'dan alıntı, 2002, s. 264). Danvin daha sonra Fitzroy'un zor durumdaki kansma önemli bir miktar para yardımında bulundu.
1853'te Bristish museum da bir goril iskeleti, insan iskeletiyle beraber sergiledi. İki iskelet birbirine o kadar çok benziyordu ki, ziyaretçiler rahatsız olduklarını belirttiler. İnsanın diğer hayvanlardan tamamen farklı, eşsiz benzersiz bir varlık olduğunu iddia etmek hala mümkün olacak mıydı? Belki de hayır.