Hitler 1933 yılında iktidara geldiğinde psikanaliz üzerindeki resmi Nazi düşüncesi Freud'un kitaplarının 1933 Mayısı'nda Berlin'deki bir otomobil yarışında aleni olarak yakılmasıyla belli oldu. Ciltler dolusu kitap ateşin üstüne savrulurken bir Nazi konuşmacı bağırıyordu,
"Ruhu yok eden, cinsel yaşamı abartanlara karşı-insan ruhunun asaleti adına- size bir Sigmund Freud yazısını yakmayı teklif ediyorum!"
(Schur, 1972, s.446).
Freud "Bizimki de ne ilerleme! Orta Çağda olsa beni yakarlardı, bugünlerde kitaplarımı yakmakla tatmin oluyorlar" yorumunu yaptı (Jones, 1957, s. 182).
Freud bütün tarih içerisinde kollektif insan ego'suna yönelik üç büyük şok
olduğunu belirtmiştir (Freud, 1917). Bunlardan ilki bize dünyanın evrenin merkezinde olmadığını, güneş etrafında dönen pek çok gezegenden birisi olduğunu gösteren astronomi bilgini Copernicus (1473-1543) tarafından ortaya konmuştur. İkincisi 19. yüzyılda Charles Danvin'in, insanın yaratılış itibarıyla ayrıcalıklarla donatılmış, kendine özgü, ayrı bir tür olmadığını; sadece hayatın daha düşük seviyelerinden gelişen yüksek düzeyli bir hayvan formu olduğunu göstermesidir.
Sigmund Freud ise hayatımızın rasyonel idarecileri olmadığımızı, aksine farkında
olmadığımız bilinçaltı güçler tarafından kontrol edildiğini iddia ederek üçüncü şoku yaşatmıştır. Böylece "Copernicus insanlığın evrenin merkezinde olamadığını göstermiş, Darwin bizi hayvanlarla akrabalığımız olduğu iddiasını kabul etmeye zorlamış, Freud da mantığın ve aklın hayâtımızı yönlendiren en önemli etkenler olmadığını ileri sürmüştür. (Gay, 1988, s.580).