Kapitalizm her şeyi bir meta olarak düzenleyip görücüye çıkardığı ölçüde toplumun pornografikleşmesi sürecini şiddetlendirir. Cinselliğin başka bir kullanımını tanımaz. Eros'u pornoya dönüştürerek kutsallığını bozar. Bu noktada kutsallığını bozma, Agamben'in profanlaşmasından farklı değildir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eva Illouz Romantizmin Tüketimi adlı incelemesinde aşkın bugün "dişileştirildiği" tespitinde bulunur. Aşk sahnelerini tasvir etmek için kullanılan "hoş", "samimi", "sakin", "rahat", "tatlı" veya "yumuşak" gibi sıfatların baştan aşağı "kadınsı" olduğunu söyler. Hem erkekleri hem kadınları kadınsı duygular alanına yerleştiren bir romantizm tablosu egemendir.5 Illouz'un bu teşhisinin aksine, bugün aşk basitçe "dişileştirilmekte" değildir. Daha çok, yaşamın bütün alanlarının pozitifleştirilmesi sürecinde, aşırılık ve delilik içermeyen risksiz ve tehlikesiz bir tüketim formülüne dönüştürülerek evcilleştirilmektedir. Her tür negatiflikten, her tür negatif duygudan sakınılır. Istırap ve tutku, hoş duygulara ve bir sonuca yol açmayan uyarımlar karşısında geri çekilir. Şipşak seks, fırsat ve rahatlama seksi çağında cinsellik de negatifliğini yitirir. Negatifliğin bütünüyle eksik olması bugün aşkı tüketimin ve hedonist hesapların nesnesine dönüştürerek köreltir.
Başka'nın arzusu Aynı'nın konforuna boyun eğer. Aynı'nın rahatlatıcı, önünde sonunda rahatına düşkün olan içkinliği aranır. Bugünün aşkı her tür aşkınlıktan ve ihlalden yoksundur.
Becerebilirsin, becermelisin'den bile daha çok baskı üretir. İnsanın kensi kendine uyguladığı baskı, başkasının uyguladığı baskıdan çok daha ölümcüldür, çünkü kişinin kendine karşı koyması mümkün değildir.
Modernitenin doğuşu aynı zamanda ve eşit biçimde de kendi Tarihini, benim tarihimi, modernitenin ve ilerlemenin tarihini mümkün kılan etnik dinsel ve kültürel başkalıkların başlıca bastırılmalarında siyah Afrika diasporasının yaşadığı vahşette Atlantik ırkçı köle sisteminde etnik techiclerde ve yeryüzünün Emperyalist güçlerle sömürülmesinde yatar.