Rahime Karakoç

Rahime Karakoç
@Bibliyofil00
Türkolog /Editör
Üniversite
Bursa
Amasya, 10 Haziran 1985
78 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 01:55
Bahçıvan ve Ölüm’ün sayfalarını ilk araladığımda, bir başkasının hikayesini değil, kendi hayatımın en kuytu odalarını okuyor gibi hissettim. Babalarımız... Sırtımızı yasladığımız, gölgesinde soluklandığımız o ulu dağlar. Çocukluk aklıyla onları ölümsüz sanırız. Oysa zaman ilerledikçe, o dağların da bir gün dumanlanıp gözden kaybolacağını fısıldar hayat kulaklarımıza. Kimi babalar bir fırtınayla, ansızın göçer bu dünyadan; kimileri ise yapraklarını yavaş yavaş döker. İnsan, bir hastane odasının o soğuk beyazlığında yüzleşir en büyük korkusuyla ve zihninde o amansız sorular filizlenir: Onsuz ne yaparım? Bu boşluğu nasıl göğüslerim? Yokluğun o sağır edici sessizliğine nasıl alışırım? Oysa dünya kuruldu kurulalı, zamanın tekerrürden ibaret o kadim döngüsü hiç değişmedi: Doğarız, büyürüz ve nihayetinde aslımıza döneriz. İnsanoğlu, yolun sonundaki o mutlak karanlığı, öleceğini bile bile hayata sarılan, her şafağa yeniden umut eken yegâne varlıktır. Şükür ki babam henüz hayatta ve yanımda. İleride heybemde "keşke"ler taşımamak için, şimdiden her anın sarrafı olmaya çalışıyorum. Yazarın o incelikli anlatımında bulduğum gibi; her yeni hastalıkla ölümün gölgesi biraz daha yaklaşıyor belki de üzerimize. Ve biz, her başarılı tedavinin ardından koparılan küçük bir zaman dilimiyle, ölümü biraz daha ertelemiş olmanın o buruk, o kırılgan mutluluğuyla avunuyoruz. Bu kitap, hayatın bu durağına henüz uğramamış olanlar için sıradan bir metin gibi görünebilir. Fakat o koridordan geçenler için sessiz bir çığlık, tanıdık bir ağıttır. Sayfalardaki o hastalık süreçlerini okurken, kendi saklı aynamla karşılaştım. Peki ya sonrası? Sonrasını düşünmek, kalbime dar gelen bir hırkayı giymek gibi... Onu düşünmeyi, şimdilik sadece ertelemeyi seçiyorum.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Reklam
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 21:08
Hayat Biraz Telveli, tam da ruhumun yorulduğu, durup bir nefes almaya ihtiyaç duyduğum bir dönemde elimden tuttu. Kitabı okurken, sanki çok sevdiğim bir dostumla karşılıklı kahve içiyormuşum gibi hissettim. Yazarın o içten ve abartısız dili, içimde sakladığım ama kendime bile itiraf edemediğim duygulara tercüman oldu. Hayatın sadece neşeli ve tatlı anlardan ibaret olmadığını, tıpkı bir fincan kahvenin dibindeki telve gibi acı ve bulanık zamanların da bizi büyüten, olgunlaştıran birer parça olduğunu fark ettim. Kendi hatalarıma ve keşkelerime daha şefkatli bakmayı bu sayfalarda öğrendim. Sayfalar bittiğinde zihnimde bir yükle değil, kalbimde sıcacık bir hafiflikle baş başa kaldım. Koşturmanın ortasında durup ruhunu dinlendirmek ve kendine sessiz bir alan açmak isteyen herkesin bu samimi dokunuşu hissetmesini kalpten isterim. Kalemine sağlık Umut Furkan Çakır
Hayat Biraz TelveliUmut Furkan Çakır · Natura Yayınevi · 2026249 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:05
Mitoloji severler, arkaya epik bir müzik açın çünkü harika bir keşifle geldim! ️ Yunan mitolojisini modern dünyanın içine o kadar tatlı yediren bir fantastik kurgu okudum ki, bittiğinde direkt devam kitabı nerede diye arandım. Hikaye şöyle: Çocukluktan beri ayrılmayan beş kız arkadaş (Alisha, Veronica, Isabel, Linda ve Rose), sıradan hayatlar yaşarken aslında kadim bir kehanetin başrolleri, yani Olimpos’un son yarı tanrıları olduklarını öğreniyorlar. Kendilerini bir anda Zeus’un öfkesi, Hades’in karanlık planları ve Ares’in oğullarının dahil olduğu amansız bir savaşın tam ortasında buluyorlar! Tek bir "seçilmiş kişi" klişesinden sıkılanlar için ilaç gibi. Birbirine ölümüne bağlı beş kadının gücünü ve dostluğunu okumak harikaydı. Kitabın öyle sürükleyici ve dinamik bir temposu var ki, sayfaların nasıl aktığını, karakterlerin o büyüleyici güçlerini nasıl keşfettiğini anlamıyorsunuz bile. Mitolojik taht oyunlarının arasına serpiştirilen o tatlı gerilim ve aşk kıvılcımları hikayeyi tam anlamıyla taçlandırmış. Kısacası; sinematik anlatımı, güçlü karakterleri ve yüksek enerjisiyle fantastik edebiyat sevenlerin kesinlikle radarında olması gereken bir kitap. Yerli fantastik kurguya böyle güçlü bir giriş görmek çok gurur verici. Kalemine sağlık İrem Acar
Son Olimposlularİrem Acar · Elpis Yayınları · 202588 okunma
9/10
·440 syf.··
2026 32. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 15:14
Ayfer Tunç edebiyatıyla ilk temasım, beni hafızanın ve sessizliğin uykusuz gecelerine, "Annemin Uyur Gezer Geceleri"ne götürdü. Kitap, satır aralarına gizlenmiş hayranlık uyandırıcı detaylarla bezeli bir evren sunuyor. Ancak bir okur olmanın ötesinde, kendi hayatını bir anne olarak filizlendiren bir kadın gözüyle baktığımda, roman beni çok daha tenha bir koridora çekti: "Annenin geçmişi." Bir kadının anne olmadan önceki tarihi, genellikle çocuklarının gölgesinde kalmış, keşfedilmemiş bir kıtadır. Tunç, bu eserinde bir annenin sadece bugünkü şefkatini ya da sancısını değil; uykusunda bile peşini bırakmayan geçmişini, o geçmişin kırgınlıklarını ve kadınlık tortularını muazzam bir zarafetle soyuyor. Kendi annelik serüvenimden yola çıkarak bu sayfaları çevirirken şunu derinden hissettim: Bizler çocuklarımıza sadece bir şimdiki zaman sunmuyoruz; ardımızda bıraktığımız, unuttuğumuzu sandığımız ya da uykumuzda sayıklayacak kadar derine gömdüğümüz o "eski kendimizi" de bir miras gibi ruhumuzda taşıyoruz. Bu kitap benim için sadece bir ilk tanışma değil; bir annenin geçmişinin, bir çocuğun geleceğini nasıl gizlice şekillendirdiğine dair edebi bir yüzleşme oldu.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:46
Altı Harfi Bir Tatlı ​İnsanlar gençken yaşlıları, yaşlıyken de gençleri yargılıyor. Ne genç olana bir gün yaşlanacağını, ne de yaşlı olana bir zamanlar genç olduğunu ve aynı hataları kendisinin de yaptığını kabul ettirmek pek mümkün değil. Oysa bu dünya, ucu bucağı olmayan dev bir döngüden ibaret... ​Şermin Yaşar’ın bu hikayesinde de önce çocukları suçluyor, sonra onlara hak veriyoruz. Kahramanın annesine, babasına bazen kızıyor, bazen "haklılar" diyoruz. Aslında yaşadığımız her acıyı çok kişiselleştiriyoruz; sanki dünyada sadece bizim başımıza gelmiş gibi bir yükün altına giriyoruz. Halbuki hepimiz bize yazılan ve bizi şekillendiren o yollardan geçmeye mecburuz. Bugünkü "biz" olmamızın tek yolu, bu acıları ve sevinçleri iliklerimize kadar yaşamaktan geçiyor. ​"Keder de bir mirastır; evlerden evlere, babalardan oğullara, annelerden kızlara geçer." ​Bizim hikayemiz de tam burada başlıyor: Geçmişin tortusunu bugünün neşesiyle yoğurmakta. Acısıyla tatlısıyla, bu döngünün bir parçasıyız. R.K
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
Reklam