Sultan Süleyman’ın kırk dört yıllık iktidarından sonra da daha uzun asırlar boyu o devir bir model olarak anlaşılmış ve muhtelif tarihçilerin ve siyasetle uğraşan kalemlerin üslûbuyla, özlemiyle, yakınmasıyla bu görüş bizlere kadar devam etmiştir. İmparatorluk ve Türk edebiyatı ise bu devirde en büyük şairlerine sahiptir.
İstanbul kendine göre bir nüfus politikası takip etti. Şehri kalabalıklaştırmak için Anadolu’dan zorla götürülenler sadece Müslümanlar değillerdi; Karaman bölgesinden Türkçe konuşan Hristiyanlar, yani Karamanlı dediğimiz Rumlar, sonra Helence konuşanlar ve nihayet Ermeniler. O kadar ki Ermeni tarihinde ve dini hiyerarşisinde, hiç yeri olmadığı halde, İstanbul bir patriklik, hem de bütün Ermeni milletini yöneten bir patriklik olarak teşkilatlandırıldı.