Caminin ve namazın Müslümanların birliği ve dirliği üzerinde oynadığı kritik rolü çok iyi kavradığı anlaşılan Çin yönetimi, Uygurların kimliklerinin altını oymak için camileri onların hayatından çıkarmakla işe başlamış. Bu hakikat, Gulca'da bir tokat gibi suratımıza çarptı.
Mezarlıklar bir milletin "tapu senedi" olduğundan, Doğu Türkistan'ın Uygur kimliğinin senetlerini yırtıp atmaya odaklanıyor Çin yönetimi. Böylece hafıza kaybını derinleştirecek, Uygurların tarih içinde "yitik" bir millete dönüşmesini amaçlıyor.
Horgos sınır kapısından Gulca'ya kadar yaklaşık bir buçuk saat süren yolculuğumuz boyunca dikkatimi çeken şeylerden ilki, otoyolda kameraların çokluğuydu. Sadece kavşaklarda, gişelerin giriş çıkışlarında veya meskûn mahallelerin civarında değil, neredeyse her yüz metrede bir çok sayıda kameranın trafiğin seyrini takip ettiği görülüyordu. Fotoğraf makinesi flaşı gibi parlak ışıklar çakan kameralar da vardı, ki ben böylesine ilk defa rastlıyordum.
Yeni bir bağımsız devletin kuruluşu ile neticelenecek ayaklanmanın fitilini, 1931 Nisan'ında Kumul'un Şopul beldesinde bir Müslüman Uygur kızının bir Çinli yetkiliyle zorla evlendirilmek istenmesi yaktı.