Bu kitap aslında bir tür “yaşam rehberi” gibi ama klişe tavsiyelerle değil, çok içten ve samimi bir şekilde yazılmış. Matt Haig kendi depresyon, kaygı ve panik atak deneyimlerinden yola çıkarak hayata nasıl tutunduğunu, karanlık dönemlerde bile nasıl ışık bulunabileceğini anlatıyor. Beni en çok etkileyen yönü, kitabın “çok ciddi meseleleri” yalın, kısa ve neredeyse günlük gibi tutulan notlarla aktarması oldu.
Bir okur olarak şunu hissettim: Sanki bir arkadaşım karşıma oturmuş ve bana “bak, her şey imkânsız gibi görünebilir ama aslında yaşamak hâlâ denemeye değer” diyormuş gibi. Bu yakınlık, kitabı okurken çok kişisel bir deneyim yaşatıyor. Özellikle kaygı, yalnızlık ya da yaşamın ağırlığıyla boğuşan biri için bu satırların umut verici ve teselli edici bir yanı var.
Ayrıca Matt Haig’in dili çok yumuşak, zaman zaman şiirsel. Kitap boyunca altını çizdiğim pek çok cümle oldu. Bir kısmı sanki hayatın özünü, diğerleri de günlük mücadelelerimizi daha kolay taşımamıza yardımcı olabilecek küçük ipuçlarını hatırlatıyor.
Sonuç olarak Hayat İmkansız, sadece depresyonla ya da kaygıyla uğraşanlara değil, hayatın karmaşasında kaybolmuş herkese iyi gelebilecek bir kitap. Okurken hem kendi kırılganlıklarımı gördüm hem de “tamam, böyle hissetmek normal, yalnız değilim” diye düşündüm.