Sabahın 7'sinde kurmuş tezgahını saat 12.00 olmuş tek bir tane dahi siftah yapamamış...
(Anladığım kadarıyla emekliliği de yok)
Çoluk çocuğuna 2 kuruş rızık götüremeyeceği telaşı ile, gözleri dolu-dolu otururken gördüm onu..
"Hayırlı işler abi, yanına oturabilirmiyim?" dedim.
"Tabiii" dedi, hatta "Ne demek?"
Hatta hemen yerinden kalkıp yakında ki çay ocağından çay getirmek için davrandı ama müsaade etmedim.
"Lütfen, siz benden büyüksünüz böyle bir şeye müsaade edemem, lütfen ben getireyim" dedim..
Kalktım iki tane sade kahve kaptım geldim..
O anlattı ben dinledim, O anlattı ben dinledim..
İşte o zaman anladım onun gözlerinin neden bu kadar dolu olduğunu...
Dedim "Bende pazarcılık yapıyorum, senin fiyatların çok iyi, bana bunlardan 50 tane tişört satar mısın? Ben onları kendi tezgahlarım da çok daha iyi fiyatlara satabilirim"
(Külliyen yalan, mahallede çoluk çocuğa dağıtırım sevinsinler)
Dedi ki, "Benden alışveriş yapman değil belki ama, bana o kadar gönül alıcı sözler söyledin ki, içim küçücük çocuklar gibi sevinç doldu"
Aldıklarımın hepsini aracın bagajına yerleştirdim ve araca oturdum.
Aracı çalıştırıp, devirdaim motorunun aracın pistonlarını tamamen yağlamasını beklerken bu resmi çektim...