“Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.”
“Ama yakında her şey yoluna girecekti. Çocukların yaraları çabuk geçerdi, gelecekte sürekli tekrarlayacakları, “Evlenince geçer,” ifadesindekinden bile çabuk... “