قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ
De ki: “Ey Kâfirler!”
(109/Kafirûn Suresi, 1)
لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ
“Ben, sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem.”
(109/Kafirûn Suresi, 2)
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ
“Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.”
(109/Kafirûn Suresi, 3)
وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ
“Ben de sizin ibadet ettiklerinize ibadet edecek değilim.”
(109/Kafirûn Suresi, 4)
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ
“Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.”
(109/Kafirûn Suresi, 5)
لَكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ
“Sizin dininiz size, benim dinim bana.”
(109/Kafirûn Suresi, 6)
(Allah Resûlü (sav), bu sureyi “şirkten beraat” suresi olarak isimlendirmiştir.
(Tirmizi, 3403)
Malumdur ki şirki terk edip, ondan tevbe etmeden İslam olmak mümkün değildir.
(bk. 3/Âl-i İmran, 64; 9/Tevbe, 11)
Allah Resûlü’nün (sav) beyanıyla birlikte ele alındığında, şirkten teberrî etmenin ancak şunlarla mümkün olduğu görülür: a. Allah’a (cc) şirk koşan müşriklerin kâfir olduğuna itikad etmek. b. Onların ibadet ettiği tağutlara ibadet etmemek ve onlardan teberrî etmek. c. Allah’a (cc) ibadet ettiklerini iddia etseler bile, şirkle beraber hiçbir ibadetin geçerli olmadığına ve şirk koşanın Allah’a (cc) ibadet etmemiş olduğuna inanmak. d. Şirkin bir din olduğuna itikad etmek ve o dinin kendisinden de mensuplarından da teberrî etmek. )