"Alimler halka dünya malını terk etmeyi tavsiye ederler, kendileri gümüş para ve hibe toplarlar. Hâlbuki ilmiyle amel etmeyen âlime kimse değer vermez. Onların sözleri halka da tesir etmez..."
"Bir gün Mevlânâ'ya gelip tasavvuf nedir? Diye sorarlar: "Tasavvuf, kederli vakitler gelip çattığında kalbinde bulduğun sürûrdur ve seni teselli edecek bir dost bulmandır" diye cevap verir."
"Tasavvuf (edep) dilde nezâket, tavırda nezâhettir. Eskiden akşam olunca tekkelerde dervişlere iki şey sorulurmuş: Birincisi, bugün gönül kırdın mı? İkincisi, Namaz kıldın mı? Birinci soruya gönül kırmadım cevabı verilince, artık ikinci soruyu sormaya dahi gerek duyulmazmış..."
"Eğer kadın dün ve bugün dinde, toplumda, politikada, ekonomide hülasa hayatın her alanında hak ettiği yeri bulamamış ise bunun faturasını dine değil, onu algılayan, anlayan ve yaşayanlara sormak gerekir."
"Mevlânâ: " Sen hep saksıyı boyayıp süslüyorsun, saksı içindeki çiçeğe su vermeyi unutuyorsun" der... Ömrümüzün çok büyük bir kısmı" ölü yatırım" şeklinde geçmektedir..."