... Şu fersiz sokak lambalarının, gökyüzünde tabak gibi asılı kalmış dolunayın bile aydınlatmaya yetmediği uzun ince sokakları sen aydınlattın Leyla...
“N’aber Leyla?” ............ Bu kim lan? Ben burada Leyla’yla konuşmaya çalışırken can vermeyeyim diye Sübhaneke okuyorum, herif gelmiş n’aber diyor. N’aber ne lan?
.... “Canım ne gerek var böyle aksiyonlara.? Çık karşısına konuş insan gibi.” “Ben bu kızın karşısında insanlığımdan çıkıyorum dede. Konuşmayı nasıl becereyim.?” ....
“Anne.! Dün bi kız vardı ya evde hani kimdi o.?” “Hangi kız.?” “Hangi mi kız.? Anne dün evde kaç kız vardı Allah aşkına.? Mahallenin kadınları, Erdal Abi be bi de güzel kız vardı hani.” “Yuh.! Erdal da mı geldi dün.?” “Babacım bi saniye, annem cevap vermek üzere. Evet anne.?” “Karşısında altına işeyip sonra da bakıldığın kızı mı diyosun.?” “Yuh.! Harbiden işedin mi sen altına ya.?” “Dedecim ama bi araya girmeyin ya. Bi şey konuşuyoruz annemle. Evet anne, onu diyorum. Kim o.?” “Yabanisin oğlum sen. Kaç kere gidip geldiler eve de bi karşılarına çıkıp hoş geldin demedin tabii. Nasıl tanıyasın.?” “Adı ne peki kızın.?” “Leyla.!” Leyla mı.? Şimdi gerçekten Mecnun oldum işte. Meğer ömrüm boyunca eksikliğini hissettiğim şey şenmişsin be Leyla. Hoş geldin Leyla. Yüreğim biraz tozludur kusura bakma. Bugüne kadar kimse girmedi içeri ne yapsın garip.?”