13 yaşım en çok kitap okuduğum kitap okumayı en sevdiğim dönemimdi. 13 yaşındaki kuzenimin kitaplığında görüp o yıllarıma dönmek istediğimi söyleyerek mor odayı seçtim. Ve gördüm ki kitap 13 yaşımdan da öte.. Dilini çok sevdim. Dile getiremediğimiz bazı durumları çok yalın ve somut bi dille içimizi okur gibi sıralamış cümleleri yazar. Mor odanın şerifi ve daha fazlası olan Arzu’yu, mor odayı gökkuşağı renkleriyle şenlendiren hastalarını, Çiğdem hemşirenin değişimi, içten konuşması ve sonlara doğru yaptığı sürprizini, Serkan Hocanın bakış açısı ve tüm insanlara tek tek değer vermeye başladığı hikayesini, Fırat hocanın masada kalan hasta yakınına yaptığı konuşmasını, mor odada tek kadın olarak bulunan papatyayı.. Arzu’nun leb demeden çorum dediği dostu Pelin’i ve bi kalıba sığdıramayacağım Can’ı.. çok sevdim. Can’ın Arzu’yu güldürme çabaları, ona olan sevgisinin saflığı, yer yer kişilerarası diyaloglarındaki manevi konuşmaları ve bıraktığı mektupta barındırdığı duyguların ağırlığı.. gerçekten etkileyiciydi. Bu kitabın filmi çekilsin isterim. Yazarın kalemine, yüreğine sağlık. ️
Mor OdaFatih Onaydın · Arunas Yayıncılık · 201975 okunma
Kitabın isminin bana ilk çağrıştırdığı şey eski bimilyoncu dükkanlarıydı ve içeriğin bu dükkandan doğan bi hikaye olduğunu düşünmüştüm ancak kitabın kapağındaki “olay bimilyoncuda geçmez” cümlesini görünce yanıldığımı anladım. ️ Kitap sıradan olmayan sevinçlerin adamı olan Adnan karakterinden bahsediyor. Ve Adnan‘ın işine son verilmesinden sonra sarmaya başlıyor. Akıcı bir üslubu var ancak bahsedildiği kadar da mizah içermiyor. Bana hitap etmeyen yerleri de vardı ki bu pek tabii. Kitap devamı varmışcasına sonlandı. Böyle bitmesini istemezdim doğrusu..
............
............
İşte Türkiye böyle bir çelişkiler ülkesiydi. En avangart yaşamdan feodal aşiret düzenine kadar her şey vardı. Hiçbir standart tutturulamıyordu.
Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olmasi gerekir.
Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç, adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık.