Satırlar unutmamak ve unutulmamak için yazılmalı. Ya da susmalı çok uzun bir yürüyüşe çıkılmış gibi. Dargınlığımız birer birer kaybettiğimiz inançlarımızdan değil mi…
Doğru adımlarla yanlış yollardan yürüdüm
Yoruldum
Yolumu kaybettim
Kayboldum
Eve dönmem gerekiyor Tanrım
Eve…
Benim evim sanıp da kapısını tıklattığım tüm kapılar
…
Söylesene Tanrım
Bir evim var mı benim bu dünyada
Kapısı güvenden
İçi huzurdan olan
…
Eğer yoksa
Ya da bulamayacaksam
Ne bileyim belki hak görmediysen bana
Bir evi
Alsana beni
Alsana beni yanına
…
Yoruldum
…
Bir Dem
“Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte
Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum”