Peygamber Efendimiz, ilgili âyetlerden ne anlamamız gerektiğini bildirmiş ve bununla da yetinmeyip onu uygulamıştır Dolayısıyla o, yalnızca Kur'ân'ı anlama noktasında değil uygulama noktasında da bizim için en iyi örnektir (üsve-i hasene). Bu nedenle Peygamber'in (s.a.s.) açıklama ve uygulamaları olmadan Kur'ân'ın mesajını doğru anlayabilmek mümkün görünmemektedir.
Eski Türklerde askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kayaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genel de bir taş veya kaya olurmuş. Arkalarını savunan bu taşlara ARAKA-TAŞ derlermiş. Sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ, ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.
İnsanın gerçek anlamda özgürlüğü yalnız Allah'a kulluk/ibadet etmesiyle mümkündür.
Allah dışındaki ilahlar, nefis ve tüm sahte tanrılar, insanın özgürlüğü ve iradesi önündeki engellerdir... Gerçek ilaha kul olan bireyler fıtrat ve özgürlüğüne engel olan tüm bağlardan, sınırlamalardan kurtulabilmiş, etrafına örülen korku duvarlarını aşabilmiş ve kendini gerçekleştirmesi mümkün olabilmiştir. Kâmil iman ehlinin, nefsinin, çevrenin hatta tüm ağyarın koyduğu/çizdiği engelleri/sınırları aşabilmesinin, ölüme dahi kafa tutabilmesinin ardındaki sır yalnız Allah'a kulluk olsa gerektir. Özgürlük O'nun dışında (nefis de dahil) kimseye boyun eğmemektir.