insanın ağrısı, sancısı olduğunda hiç olmazsa bağırabilirdi, ama o sürekli olarak trajik bir biçimde komedi oynamak zorundaydı.Sinirleri yay gibi gerilmişken gülümsemesi, neşeli görünmesi gerekiyordu, bu saatte neşenin ne çabalara mal olduğunu,kendine hakim olmak için her gün nasıl kahramanca bir güç harcadığını kimseler anlamıyordu.
"Bugün suçsuz biri hüküm giydi."Devamını sorduklarındaysa bir adamın 3 yıl önce yapmış olduğu bir hırsızlıktan ötürü cezalandırıldığını söylemişti;bunun haksız olduğu kanaatindeydi, çünkü üstünden 3 yıl geçtikten sonra o artık aynı insan değil, suç onun suçu değildi. Başka bir insan cezalandırılmıştı, üstelik iki misli,çünkü bu 3 yıl boyunca zaten sürekli suçunun ortaya çıkartılacağının tedirginliğiyle kendi korkularını zindanında yaşamıştır
Küçüğe acıyıp acımadığımı sordun, değil mi? Cevabım artık acımıyorum ,olacak. Çünkü bu zor gelse de cezalandırıldığı andan itibaren içi rahatlamıştır. Asıl dün mutsuzdu,zavallı atı kırıp ocağa attıktan evdeki herkes onu ararken, her an, her dakika bulunacağı korkusuyla yaşıyordu. korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.
Sence insanları engelleyen şey, her zaman korku mudur? Acaba utanç olamaz mı...herkesin önünde kendini ortaya koymanın... örtüsüz kalmanın utancı...olamaz mı?