"Mesele, okuduklarımızın bizi bir yere götürmemesinde. Kendimizi okuduğumuz zaman hayatın hâşiyesinde dolaştığımızı biliyoruz. Garplı, bizi, ancak dünya vatandaşı olduğumuzu hatırladığımız zaman tatmin ediyor. Hülasa, çoğumuz seyahat eder gibi, benliğimizden kaçar gibi okuyoruz. Mesele burada. Hâlbuki kendimize mahsus yeni bir hayat şekli yaratmak devrindeyiz."
"Yüzü talihten gördüğü bu son ihanetle küskünleşmiş, kendi kendine 'Ahmak herif...' diyordu. Zaten hangisi ahmak değildi? Bütün erkekler ahmaktı. Biraz iltifat, uzaktan şöyle bir gülümseme, gizli mânalı bir çift lâkırdı, sonra o kuluçka tavuk edasıyla bir bakış..."
"Çocuğa uzaktan gülümsedi; fakat Fatma, Mümtaz'ın iltifatına kulak asmadı. Hiçbir yabancı erkeğe yüz vermek niyetinde değildi; her erkek onun saadeti için bir tehlike idi."