Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.
Başım sükutu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
İçim muradıma ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim
Aptal zihin her zaman geçmişe dayanarak hareket eder. Zekanın geçmişle işi olmaz. Zeka her zaman mevcut andadır: Ben sana bir soru sorarım soruyu zekan yanıtlar, hafızan değil. O zaman aptal olmazsın. Ama soruya zekan değil de hafızan yanıt verirse o zaman soruya bakmazsın. Hatta soruyu düşünmezsin bile, sadece hazır cevap verirsin.
Toplum senin insan gibi olmanı istemez, mekanik cihazlar gibi olmanı ister ki daha verimli ve daha az farkındalıklı ol.Bu, mekanikleştirmedir.Toplum seni bu şekilde kandırır.Daha verimli olursun, ama ruhun kaybolur gider...