Eğer bir hata işlediğinde içinde bir yerlerde bir sızı, bir "keşke" veya huzursuz bir titreme duyuyorsan, müjde; kalbin hala yaşıyor. Çünkü ölü beden acıyı hissetmez. Acı çekmek, hayatta olmanın bedeli olduğu kadar, imanın da koruyucu kalkanıdır.
İslam alimleri, kalbin günahlarla olan ilişkisini bir aynaya benzetirler. Her günah, o aynaya düşen siyah bir lekedir. Huzursuzluk: Aynadaki lekeyi fark edip silme isteğidir. Hissizlik: Lekelerin birleşip tüm aynayı kaplamasıdır ki, buna Kur'an-ı Kerim'de "Rân" (kalbin paslanması/mühürlenmesi) denir.
Eğer kişi yaptığı yanlıştan zevk almaya başlamışsa veya "ne olacak ki?", ilmi açıdan bu, kalbin manevi duyularını yitirdiğine işarettir. İbn Kayyim'in "yas tutsun" demesi bundandır; zira fiziksel ölümden daha acı olanı, hayattayken gerçekleşen "kalp ölümü"dür.
Unutma ki; Allah seni tamamen bıraksaydı, günahın içinde huzur bulmana izin verirdi. Seni kendi haline bırakmadığı için, o günahın ortasında bile kalbine o ince sızıyı koyuyor. O sızı, aslında seni geri çağıran ilahi bir davettir.
"Allah'ım, bana günah işlediğimde üzülen, iyilik yaptığımda ise sevinen bir kalp nasip et."de ve ince sızılı kalbinle tövbe et..