Birgül Albayrak

Birgül Albayrak
@Birgulalbayrak
İstanbul
İstanbul, 26 Kasım 1984
101 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Beni her köşede bir mağlubiyet bekliyor.
Reklam
Bilgiyi taşımak hamallıktır, önemli olan onu akıl süzgecinden geçirip bir ahlaka, bir fikre dönüştürmektir.
"Burada yazdığım sosyolojik, ekonomik ya da ahlaki eleştirileri paylaşırken niyetim asla birilerine laf atmak, ucuz polemiklere girmek değil. Sadece bu memleketin bir evladı olarak sokağın, halkın ve hayatın gerçeklerine dair içimi döküyorum. Biliyorum, hepimiz hayatın yükünden, dertlerden ve ciddiyetten çok yorulduk; bazen sadece kaçıp uyuşmak istiyoruz. Ama adı üstünde, burası '1000Kitap'. Düşünen, sorgulayan ve kelimelerin kıymetini bilen insanların sığınağı. Eğer hayatın içindeki bu can yakıcı gerçekleri, bu kültürel ve toplumsal çelişkileri okuyan insanların olduğu bu platformda yazmayacaksam, nerede yazacağım? Söz uçar, yazı kalır derler; ben bugün bu dijital çağın uyuşmuş kalabalığına inat, geleceğe ve platformun hafızasına tertemiz bir vicdan notu bırakıyorum. Sessizce okuyan, hak veren ve kelimelerimde kendi fikrini bulan tüm kitap severlere selam olsun."
1000Kitap
"Bu ülkenin, bu milletin asıl güzelliğini görmek isteyenler sosyal medyanın o sahte, parıltılı ekranlarına değil; sokağa, halkın gerçek yaşam düzlemine bakmalıdır.Gerçek halk; sabahın köründe helal lokma için yola koyulan, minibüs kuyruğunda bekleyen, pazarcıyla manavla dertleşen, faturasını nasıl denkleştireceğini kara kara düşünürken bile vakur duruşunu bozmayan o asil insanlardır. Onların dertleri büyüktür; çocuğuna istediğini alamamanın, ay sonunu getirememenin sessiz ezikliğini yaşarlar ama buna rağmen merttirler, dürüsttürler. Onlar, klavye arkasından sığ polemikler üretenlerin dünyasından fersah fersah uzaktadır. Madalyonun diğer yüzünde ise içimi acıtan, beni derinden üzen başka bir gerçeklik var. Sosyal medya, adeta bir uyuşturucu gibi toplumun bağlarını, kültürünü ve o eski saygınlığını eritiyor. TikTok’larda, Instagram’larda görünür olmak, beğeni toplamak uğruna ekran karşısında garip hallere bürünen insanlar ,insanlarımızı gördükçe bu milletin bir evladı olarak içim sızlıyor. İnsanlar ekonomik ve psikolojik bunalımlardan kaçmak ya da bir nebze fark edilmek için kendi duruşlarını, o güzelim değerlerini feda ediyorlar. Bu ekran çılgınlığı, asil bir geçmişi olan bu milleti dışarıdan bakan gözde ne yazık ki çok küçültüyor. Sosyal medyadaki o kör partizanlar, troller ya da tuzu kuru azınlık zannediyor ki halkın tek derdi küresel star konserleri. Hayır; halk can derdinde, geçim derdinde. Ve bu millet, uğruna kurban olunası kadar cefakar, sabırlı bir millettir. Bizim insanımız bu sığ ekran dizaynından, bu kültürel ve ahlaki çürümeden çok daha fazlasını hak ediyor.
"Beni hemen bir kalıba sokmaya çalışmaları (AK Partili ya da CHP'li ilan etmeleri) bu ülkedeki en büyük hastalık. Çünkü insanları ikiye bölünce düşünmek zorunda kalmıyorlar. Bir taraf 'her şey mükemmel' diyerek halkın yoksulluğuyla dalga geçiyor, diğer taraf ise her şeyi kör bir nefretle eleştiriyor. İki tarafın da derdi aslında halk değil, kendi siyasi rantları ve konforları.Özellikle her fırsatta ahlak ve değerlerden bahsedenlerin; işin özündeki o dürüst yönetim ve hakça bölüşüm anlayışını unutup, halk enflasyon altında ezilirken şatafatı ve lüksü 'başarı' diye pazarlaması, savundukları söylemlerle en büyük çelişkidir. Ortaya koydukları iddialar insanlığa, adalete ve vicdana yansımıyorsa; yapılan tüm o büyük açıklamalar sadece sosyal medyada popülarite kazanmak için sergilenen şekilci bir şovdan ibaret kalır.Bir markete girdiğinde en temel ev ihtiyaçlarını asgari ücretle ya da kısıtlı bütçelerle ay sonunu getirmeye çalışan bu asil milletin ferasetiyle, aklıyla kimse dalga geçmesin. Dünyada skandallarla anılan yabancı isimlerin konserlerinden ülkeye dönen milyon dolarların halkın faturasına, maaşına zerre faydası yoksa; birileri lüks mekanlarda binlerce lira hesap öderken geniş halk kitleleri pazardan eli boş dönüyorsa, ortada övünülecek toplumsal bir başarı yoktur.