"Bu ülkenin, bu milletin asıl güzelliğini görmek isteyenler sosyal medyanın o sahte, parıltılı ekranlarına değil; sokağa, halkın gerçek yaşam düzlemine bakmalıdır.Gerçek halk; sabahın köründe helal lokma için yola koyulan, minibüs kuyruğunda bekleyen, pazarcıyla manavla dertleşen, faturasını nasıl denkleştireceğini kara kara düşünürken bile vakur duruşunu bozmayan o asil insanlardır. Onların dertleri büyüktür; çocuğuna istediğini alamamanın, ay sonunu getirememenin sessiz ezikliğini yaşarlar ama buna rağmen merttirler, dürüsttürler. Onlar, klavye arkasından sığ polemikler üretenlerin dünyasından fersah fersah uzaktadır. Madalyonun diğer yüzünde ise içimi acıtan, beni derinden üzen başka bir gerçeklik var. Sosyal medya, adeta bir uyuşturucu gibi toplumun bağlarını, kültürünü ve o eski saygınlığını eritiyor. TikTok’larda, Instagram’larda görünür olmak, beğeni toplamak uğruna ekran karşısında garip hallere bürünen insanlar ,insanlarımızı gördükçe bu milletin bir evladı olarak içim sızlıyor. İnsanlar ekonomik ve psikolojik bunalımlardan kaçmak ya da bir nebze fark edilmek için kendi duruşlarını, o güzelim değerlerini feda ediyorlar. Bu ekran çılgınlığı, asil bir geçmişi olan bu milleti dışarıdan bakan gözde ne yazık ki çok küçültüyor. Sosyal medyadaki o kör partizanlar, troller ya da tuzu kuru azınlık zannediyor ki halkın tek derdi küresel star konserleri. Hayır; halk can derdinde, geçim derdinde. Ve bu millet, uğruna kurban olunası kadar cefakar, sabırlı bir millettir. Bizim insanımız bu sığ ekran dizaynından, bu kültürel ve ahlaki çürümeden çok daha fazlasını hak ediyor.