Çağdaş edebiyatta ve popüler mecralarda sıkça karşılaştığım, kurguyu sadece kendi toplumuna üstten bakmak ve bu toprakların değerlerini küçümsemek için bir araç olarak kullanan kronik bir döngü mevcuttur. Bir sesli kitap uygulamasında arka arkaya dinlediğim Kötü Bir Gün, Garip Bir Yer, eski bir askeri figür üzerinden adalet dağıtmaya soyunan Temizlikçi ve son olarak tipik bir gerilim dekoru sunan Karanlık Köy romanlarını analiz ettiğimde, bu döngünün ve üslup sığlığının en somut örneklerini net bir şekilde görüyorum. Tüm bu kurguların ortak noktası, ne yazık ki derinlikli birer edebi değer taşımaları değil; kurgusal karakterler ve klişeler üzerinden bu coğrafyanın insanına karşı takınılan o kronik üstencilik psikolojisidir.
Söz konusu eserlerde, kulak verdiğim o karakterler üzerinden iddialı insan tahlilleri yapılmaya ve insan psikolojisinin en derin dehlizlerine inilmeye çalışıldığını fark ettim. Ancak bir dinleyici ve okur olarak sormadan edemiyorum: Bir kurguda bu kadar keskin ve iddialı insan analizleri yapılırken, karakterlerin psikolojisi bu derece kesin hükümlerle kağıda dökülürken arkasında durulacak hakiki bir uzmanlık eğitimi var mıdır? Yoksa popüler bir figür olmanın, vitrinde yer almanın verdiği bir cüret mi söz konusudur? Çünkü satırlarda ve seslendirilen cümlelerde karşıma çıkan şey derin ve hakiki bir insan ruhu tahlili değil; kendi insanını ve toplumunu sürekli karikatürize eden, burun kıvıran yüzeysel bir yaklaşımın ötesine geçememektedir.
Dahası, bu eserlerin edebi birer romandan ziyade, hiçbir tarihi gerçekliği ve derinlemesine araştırmayı barındırmayan, tamamen dijital platformlara ya da televizyonlara satılmak için aceleyle tasarlanmış birer "dizi veya film projesi" hissi verdiğini görüyorum. Temizlikçi romanında özel kuvvetler geçmişi olan bir