Ah bayım, hep aynı yalanlar. Yarın iyi olacak. Peki bugün? Bugün yaşadıklarımızın yüküyle iyi olan yarını iyice yaşayacak hevesimiz nerde kaldı sahiden, kursağımızda mı?
Yazmaya mı geldim içimi dökmeye mi bilmiyorum.
Bilmeyişlerin acıttığı noktadayım.
Siz hiç balkondan gökyüzünü izlerken derince aldığınız o nefesin genzinize battığına şahit oldunuz mu?
Yolun başına da sonuna da aynı uzaklıkta olup da yolun yarısında uyumak istediniz mi?
Gözyaşlarınız teninizi ıslatırken kursağınızda kalan hevesinize yandı mı içiniz?
Benimkiler soru değil cevaptı belkide...
Merhaba Sevgili Okur,
Bugün Konumuz Stefan Zweig
Size ondan bahsetmek istiyorum. Çünkü tüm kitaplarını sizler için yorumlayacağım ve altını çizdiğim satırları sizlerle paylaşacağım.
Stefan kocaman bir dünya. Kitaplarını anlamak için öncelikle onun dünyası hakkında mutlaka bilgi sahibi olmamız lazım. Çünkü neyi neden yazdığını ne derken neden kaçtığını ve kabuğunun altında neler yaşadığını bilmeliyiz.
Onu anlatırken şu sözleriyle başlamak istiyorum.
“Kendi isteğimizle, aklı başında ve birlikte bu hayatı terk ediyoruz.”
Bu satırlar eşiyle birlikte intihar ederken bize bıraktığı son armağan.
Onun doğumunu, yaşamını anlatmadan önce ölümünden bahsetmek istedim.
Çünkü ölümü bir intihar. Bunu bilerek dokunalım satırlarına.
Peki ya hayatı?
Stefan Zweig, 28 Kasım 1881 yılında Viyana'da dünyaya geldi
Zengin ve Yahudi bir ailenin çocuğuydu.
Viyana Üniversitesi'nde Felsefe Bölümü
okudu.
Sonrasında, İngiltere, Amerika ve Brezilya’da yaşadı ve Petropolis Kentinde 22 Şubat 1942 tarihinde ise eşi Lotte ile birlikte intihar etti.
Peki Neden?
Çünkü sürgün edildiler ve yurtsuz bırakıldılar.
Yahudi olmasından dolayı Naziler tarafından kitapları Almanya'da yakıldı.
Tüm bunlar onu derinden etkiledi.
Hatta,
Benim ülkem yok artık, dilim bile bir yersiz yurtsuz oldu,” sözlerinden de ne durumda olduğunu nelerle başa çıkmaya çalıştığını anlayabilirsiniz.
Böyle yıkımlar içerisinde dünyasında yeniden doğamamış ve intihar etmiştir.
Aslında ölümünden kısa bir süre önce yazdığı Satranç adlı eserine bakarak duygularına tercüman olmamız mümkün.
O eserde, içsel çatışmaları, ruhsal karmaşaları satırlarına dokunmuştur.