"Bir Yarasa Olmak Neye Benzer" adlı makaleyi arkadaşlarımla tartışma olanağı bulmuştum. Ortak paydada buluştuğumuz nokta, bir yarasa simülasyonu içerisinde olsak bile, yarasa olmaklığı asla deneyimleyemeyeceğimizdi. Yani, mental durumların fiziksele indirgenmesinin olanaksızlığıydı kabul gören. Buradaki çıkmaz şu ki yarasa olmaklığı gerçekten deneyimleyen biri olsa bile deneyimlediği şeyin yarasanınki ile aynı olup olmadığından emin olma olanağının olmaması. Kişi bu deneyime o perspektiften ortak olamadığından, deneyimin simülasyona aktarılması sırasında 'ne' yaşaması gerektiğini bilmeyecek. Böylece, kurduğu bilişsel bağlantının eşleniğinin yarasanınki olduğunu kesin bir şekilde ifade edemeyecek. Örneğin siz, sizi siz yapan şeyin konuşma tarzınız olduğundan eminsiniz. Bu konuşma tarzı yüzde yüz bir yapay zekaya aktarılsa ve o yapay zekanın "sizin gibi" ya da "sizinle aynı" olduğu söylense bunu kabul etmek istemezsiniz. Yani, size özel bir şeyi bizzat deneyimleyen nesnenin (aynı zamanda özne) sizin ötekiyle kurduğunuz bilişsel ilişkilere sahip olup olmadığını bilmiyorsunuz. Bu durum, kocaman bir öznede özsellik problemine yol açıyor. Birinin, aktaramadığı bir deneyim halinde yaşaması dehşet verici görünüyor. Fakat bu mümkün olsaydı aktarıldığı an yeni bir biz mi türemiş olurdu? Öznelerin çözümlenmesi bilişsel ilişkilerin irdelenmesi ve deneyimdeki nesnelliğin parantezi ile mi mümkün? Öznellik, bireyin kendisi tarafından anlaşılabilir mi yoksa nesnel olana yorma yöntemi mi bunu mümkün kılan? Eğer öyleyse, bu yöntemi kullanma yine öznel bir bilişsel bağlantı gerektiriyor gibi görünüyor. Bir şeyin özsel olarak irdelenmesi sonrası ötekilere aktarımı etik mi? Özsellik ve öznellikten yapay zekanın etik problemlerine uzanan bir tartışma.