Hikayeler bilinmezlerle dolu, sırlarla örtülü,
Her biri ayrı bir acı, kimi söylenmeden gömülür.
Kim bilir hangi aşklar, hangi dertler gizli kalmış,
Söylenmemiş ne sözler, toprak kendi sinesinde saklamış.
Anlat desen, kaç gece anlatır toprak,
Kaç gece ağlar gökyüzü, belki yıldızlar bile ağlar.
Yüreği dayanmaz bazen, taş değil ki,
Gökyüzü, sence bu kadar yükü taşıyabilir mi?
Her yükün bir sahibi, her bir yükün sürgünü vardır,
Her beden toprağa döner sonuçta, her acı bir öyküdür aslında.
Herkes kendi acısını en acıklı sanır,
Ama her acı, bir sahibi için yaratılır.
İnsan nasıl yaşar, gökyüzü gibi sonsuz sanarak,
Oysa içinde küçük bir dünya, deniz gibi huzurlu, ateş gibi yakarak.
İnsan özünde bir çelişki, sevinçle hüznün dansı,
Yaşamak isterken ölümü düşler, ne garip bir balansı.
Sevgiyle kin, merhametle zalimlik iç içe,
Bencil ama fedakar, insan ruhunun eşsiz tezatı.
Çok şey fısıldar bize, ama duyduğumuz az,
Bu düzen, bu karmaşık hayat, nasıl anlatılır, nasıl yaz?
Tek iğrenç varlık insan mı, belki fazlası da var,
İstisnalar melek, ama insan, bazen sadece zarar.
Bu dünya, bu yaşam, her haliyle bir şiir,
Anlamak zor, yazmak daha da zor, bu sonsuz kavramın içinde bir gizem bir ihtişam,
Her bir kelimeyle, her bir duyguyla, insan ruhunun derin sancısı.
EDANUR OKUMUŞ.