Eski reformcuların hayalini kurduğu o enayi,zevk düşkünü ütopyaların tem tersi bir dünya. Korku, ihanet ve azap dolu bir dünya , ezmenin ve ezilmenin dünyası, kendini yetkinleştirdikçe daha az acımasız olacak yerde daha da acımasız olan bir dünya. Bizim dünyamızda ilerleme, daha fazla acıya doğru bir ilerleme olacak. Eski uygarlıklar ya sevgi ya da adalet üstüne kurulduklarinı öne sürüyorlardı. Bizim uygarlığımız ise nefret üstüne kurulu. Bizim dünyamızda korku öfke, zafer ve kendini aşağılamadan başka bir duyguya yer yok. Devrim öncesinden bu yana süregelmiş düşün ce alışkanlıklarını daha şimdiden kırıyoruz.
İktidar insanlara hükmeder, bedenlere hükmekmet, ama em çok da zihinlere hükmekmet. Maddeye senin deyişinle , dış gerçekliğe hükmekmet önemli değildir. Üstelik maddeye tümüyle hükmediyoruz zaten.