Semtleri karşı karşıya getiren, mahalleleri birbirinin coşkusu için dua etmeye yönelten hakikat sevgisi değil, üstün gelme arzusudur. Bunların her biri hakikatın galip gelmesinin ve erdemlerin yüceltilmesinin değil de iç huzurunun ve itaatin peşindedir.
İnsanın en büyük tutkusu, başkalarını kendi inandığı şeye inandırmaktır. Kendisinin değer verdiği bir şeye başkalarının hiç değer vermemesi kadar mutluluğunu kökünden sarsan, içini öfkeyle dolduran bir şey olmaz.
Reddedilmiş aşkın verdiği kıskançlıktan ve kırılmış gururdan ve şöhret meraklısıyken hayatın dikenlerinin bedeninde yol açtığı ama şöhrete aldırmayan birinde artık açmayacağını bütün öteki sızılardan ve acılardan sıyrılarak gözlerini açtı, gözleri zaten hep acıktı ama sadece düşünceleri görmüştü, şimdiyse aşağıdaki çukurlukta duran evini gördü.
Tanınmamışlığın değeri ve şöhretsiz biri olmanın ama denizin dibine dönen bir dalgaya benzemenin keyfi hakkında uzunca bir süre derin düşüncelere daldı; tanınmamışlığın insanın zihnini haset ve kinden nasıl temizlediğini; damarlarda cömertliğin ve yücegönüllülüğün özgür sularını nasıl alıştığını ve minnet duyulmadan, övgüler yandırmadan almaya ve vermeye nasıl izin verdiğini düşündü bütün bu büyük şairlerin tarzının böyle olduğunu tahmin etti.