Kalmanın mümkün olduğunu hissetsem, kalırdım. Ama hissetmiyorum. Bu yüzden kalamam. Başka hayatlar da karartıyorum.
Verecek hiçbir şeyim yok.
Özür dilerim.
Birbirinize iyi davranın.
Hoşça kalın, Nora.
"Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var," dedi. "Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, su an nasıl bir hayatın olacağını görürsün...
Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”
Ancak paralel yollarla ilgili şey şuydu; aranızda birkaç santim ya da kilometreler olabilirdi. Ve son zamanlarda David’le aramdaki mesafe olağanüstü geliyordu. Hâlâ ayni ufka baktığımızdan fark etmemiştik. Ama kendi yolumda birini istediğimi anlamıştım.
Çarpışmamızı istiyordum.
"Bugünü yarını yok. Ezelden aşığım sana. Anlıyor musun? Ben sana dağların denize paralel uzanması gibi doğal sebeplerle aşığım. Öğle vakti güneş ışınları üzerimize dik açıyla düştüğü için, bitkiler yeşil ışıkta daha az fotosentez yaptığı için aşığım. Bugüne kadar ispatlanmış tüm teoriler benim saba olan aşkımın kanıtıymış gibi hissediyorum. Arşimet 'Eureka!' Diye bağırdığında keşfettiği şey benim sana nasıl tutulduğummuş, Galileo aslında mahkemede benim aşkımı savunmak istemiş gibi. İzafiyet teorisi bir noktada ikimizden bahsediyor. Oyun kuramı bizim etrafımızda dönüyor. Bütün bunlara rağmen bilimin açıklayamadığı şeylerin başında benim sana hissettiklerim geliyor. Dünyanın en zeki adamları bir araya gelse senin gibi bir mucizeye açıklık getiremez, bunu biliyorum. Senin benim karşımda oluşuna, bana bakışına, bana gülüşüne..."