"Hayatlarımız belki yıkıktı, döküktü, kırıktı ama biz güzel görürsek güzeldi."
Herkese Merhabalar! Yine bir aradan sonra Beni Reading Slump'tan çıkaran o kitabın yorumuyla geldim. Öncelikle konusundan bahsedeyim, Aile ilişkileri yüzünden bunalmış Kumru, doğum gününde yolda yürürken yerde bir kağıt görüyor, Kağıt'ta Enkaz Altındakiler adlı bir televizyon programının afişi olduğunu fark ediyor ve başlığı okuyor, "Bu bir kaybolma projesi! Sizi kaybetmemizi ister misiniz?" bu bir kaç kelime, Kumru ani bir kararla kendini yarışmanın ön elemelerinde bulmasını sağlıyor. Ve her şey o günden sonra başlıyor.
Beyza Alkoç'tan okuduğum dokuzuncu kitaptı, ve gerçekten zaman içerisinde kendini ne kadar geliştirdiğini görebiliyorduk. Kurgu ve kurgunun ilerleyiş şekli çok akıcıydı ve gerçekten okudukça okuyasınız geliyordu. Her karakterin kendine özgü bir hikayesi olması, ve o hikayelerin altında ne kadar kendileri olduklarını düşünselerde aslında bambaşka insanlar olduklarını gösteren şeyleri keşfediyorlardı, keşfediyorduk onlarla birlikte. Ve finalde Uraz için tarihin tekerrür etmesi bana çok dokunan şeydi.
Uraz'ın sert görünümün altındaki tatlı halleri, Kumru'nun sevimliliği, Eren'in neşesi, Nisan'ın saflığı, ve Bulut'un sessizliği. Benim için hepsi birbirlerinden özel karakterlerdi. Hepsinin başından sonuna değişimini okumak bana çok keyif verdi.
Ve de son olarak kitapta en çok hoşuma giden kısımlardan biri, televizyon programlarında bize izletilen şeylerin hepsi olmasa da bir kısmının kurmacadan ibaret olduğunu göstermesiydi.
Ben bu kitapta kendimden çok fazla şey buldum, keşfettim. Başladığınızda elinizden bırakamayacağımız bu kitabı Bir an önce okuyun, okutturun!
Ve O zaman, "Sizi kaybetmemizi ister misiniz?"