*50 Yaş üstü Aşık Olmak – Belki de Yeniden Hayata "Evet" Demek*
Derler ki aşk gençlere yaraşır. Hâlâ hayal kuranlara, kendini uçurumlara atmaktan çekinmeyenlere, kalbini tereddütsüzce ortaya koyanlara.
Peki ya 50 yaşındaysam? Sevmiş, kaybetmiş, savaşmış, belki de vazgeçmişsem?
O zaman yeniden sevmeli miyim? Daha doğrusu: _Sevebilir miyim hâlâ?_
Bu yaştan sonra aşk, yürekte çarpan kelebeklerin dansı değil artık.
O, yılların biriktirdiği sessizlikle gelir.
Tecrübeyle karşılanır; izlerle, anılarla, temkinle.
Ama geldiğinde...
Bambaşka bir umut olur içinde.
Çünkü artık neye ihtiyacım olduğunu biliyorum.
Ve neye tahammül edemeyeceğimi de.
Artık kendimi yontmam, sırf biri kalsın diye.
Geç gelen aşk, berraktır – daha az gösterişli ama daha çok gerçektir.
Biliyorum çünkü yaşadım:
Yakınlığın şifasını, bir tebessümün gücünü, bir insanın kararlılıkla yanında oluşunun kıymetini.
Elbette kolay değil.
Benim bavulum dolu:
Eski aşklar, kırgınlıklar, alışkanlıklar...
Ve onun da öyledir, bilirim.
Belki çocukları vardır, eski eşleri, bambaşka geçmişleri.
Ama en çok da…
İkimizde aynı korku:
Yeniden kırılmak,
Yeniden açılmak,
Yeniden umut etmek.