zekânın keskin ışığının, kalbin derin karanlığını aydınlatmaya yetmediğini hatırlatan roman. charlie gordon’un hikâyesi, akıl ile ruh arasındaki ince çizgide salınan bir trajedidir. zihinsel engelli, saf ve temiz bir yürekle hayata tutunan charlie, deneysel bir operasyon sonrası olağanüstü bir zekâya kavuşur. kitapları bir solukta sindiren, bilim adamlarının ufkunu aşan bir dâhidir artık. fakat zekâsı yükseldikçe yalnızlığı büyür; dost bildikleri ondan uzaklaşır, dünya ile arasındaki mesafe kapanmak yerine daha da açılır.
algernon adındaki küçük bir laboratuvar faresinin kaderiyle kendi sonunu görür charlie. zekâsının zirvesindeyken, aynı hızla çöküşe geçeceğini bilmek, onun trajedisini daha da acımasız kılar.
roman, insana şu gerçeği fısıldar: bilgi büyürken kalp küçülebilir; aklın kudreti mutluluğu garanti etmez. insanı değerli kılan, zekânın değil, safiyetin ta kendisidir.
Zeka seviyem 70 iken Alice’den ne kadar uzakta idiysem, şimdi bu seviye 185’e yükselmiş olmasına rağmen ondan o kadar uzaktayım.Ve bu kez, bunu ikimizde biliyoruz