vücudundaki yaraların çoğu ruhsal açıdan acı çekiyor olmasından kaynaklanıyordu bana kalırsa. Kendimizi çok iyi, güvende hissediyorsak eğer, nereye ne kadar sert çarparsak çarpalım sapasağlam çıkar bedenimiz bu tecrübeden. Fakat ruhumuz bize kendisini duyurabilmek için bedenimizi kullanıyor aracı olarak. Ruhumuzla iletişimimizi kestiğimizde başlıyor hepsi. Ruhumuzla bedenimizi birbirinden ayırdığımızda. Acımız bedenimizde bir noktada birikip safra kesemizde bir taş oluyor, aside dönüşüp midemize saldırıyor, sivilceler, siğiller, yuvarlak kırmızı lekeler hâlinde cildimizde beliriyor bir gün. Her biri, bize bir şey söylemeye çalışıyor kendince. Yuvarlar kırmızı lekeler, biz görmediğimiz şeyleri görelim, başkaları bizde görmedikleri şeyleri görsünler diye çıkıyorlar ortaya. Görünce, geçecekler. Ama biz onları yuvarlak kırmızı lekeler sanmaya devam ettiğimiz için geçmiyor, başka şeylere dönüşüp yeniden, yeniden çıkıyorlar