Sanma ki derdim güneşten ötürü;
Ne çıkar bahar geldiyse?
Bademler çiçek açtıysa?
Ucunda ölüm yok ya.
Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
Güneşle gelecek ölümden
Ben ki her nisan bir yaş daha genç,
Her bahar biraz daha aşığım;
Korkar mıyım?
Ah, dostum, derdim başka...
Daha az seviyorum seni
Giderek daha az…
Unutur gibi seviyorum
Azala azala…
Aramızdaki uzaklığın karanlığında
Geçeler kısalıp gündüzler uzuyor öyle olunca
Daha az seviyorum seni….
Kendini iyileştiren bir yara gibi
Daha az…
Ve zamanla…
Sen geceyi tutuyorsun
Ben nöbetini…
Uzak dağ kışlalarında
Görmüyoruz birbirimizi…
Usul bir sis iniyor
Kopmuş yollara…
Işıgı hafif uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda
Sevgilim, sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yanlızken öğreneceksin bunu da…
Artık daha az seviyorum seni
Unutur gibi ölür gibi
Daha az
Yeniden öğretiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini
Yeniden öğretiyorum
Yanlızca sevdiğimi değil
Evladımı (seni) kaybettim ben
Kaç acı birden imtihan etti beni
Eşdeğeriyle yanyana yürürken
Cehennem sokağında birey olmak,
Ve en inceldikten sonra
İlkel sözcüklerle konuşmak seninle.
Saat beş nalburları pencerelerden
Madeni paralar gösteriyorlar,
Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.