O berraklığı muhafaza etmek güçtür sular için bile. Aşılan bunca yoldan sonra kaynağından ilk çıktığı gibi yoluna devam etmek ve son noktaya ilk haliyle ulaşmak imkânsız gibidir. Fakat imkânsız da değildir. Tuttuğu yolla, belirlediği istikametle ilişkidir, suyun safiyetini muhafaza etmesi yahut yitirmesi.
Önce bulanıktı baktığın her şey. Göremiyordun. Sesler duyuyor, anlamıyordun. Yüzünde ay ışığı, gözlerinde güneşin sıcaklığı vardı. Ağlıyordun ağladığını bilmeden. Acıkıyordun acıktığını hissetmeden.
Hani dağ başlarında göz değmemiş gözeler vardır. Toprağın altından kaynar çıkarlar, öylesine duru, öylesine berrak...
Birçoğuna el değil, göz bile değmeyen gözeler. îşte sen de o sular gibiydin.
Kaynağında kalmaz sular. Uzak dağ başlarından sonra bir kader çizilir önlerine.
Öyle ya, nice vedalarda boynun büküldü. Kim bilir kaç gidenin ardından gözlerine yağmur bulutları çöktü. Kaçıncı kez yeşerdi çimenler, kaçıncı kez ağaçlar yapraklarını döktü. Takvimlerden kopanlar bir daha geri gelmedi, öyle bir akıştı ki bu, geri dönüşü olmayan. Adı, zaman...