Bilal

"Ey koca çınar, kaç gönül yorgunu dinlendi senin gölgen­ de? Kaç suskun yürek dertlerini gömdü senin gövdene."
Reklam
"Çocukken birçok aşk masalı okudum. Büyüdüm, aşkı yaşadım. Şimdi ben bir aşk masalı oldum. Ama masalımı okuyan aşkın çocukları şimdi yoklar."
Suskunluğun sevdana sabır sadakası ise, ahların, acıların aşk yoluna adağın ise çileni "Bişnev" ile dinlendir. Dillendirme sevdanı, zehrin kazanına düşürme!
'Zamana yemin olsun ki, artık masumlara el ve dille sata­şanlar o gün zilletle ziyandadır.'
Araf'ta en ince kabuğundayken cennet ile cehennem, ga­nimetler paylaşıldı hak üzere. Bir tövbenin kanadında idi Yunus'ta gördüğümüz iman, Ad ile İrem üzere at sürdü Hud adlı bir sultan. Gönüller ferahı Yusuf lirik bir aşk oluverdi Kenan'da; korkunun ve umudun şimşeğine bir gök gürültü­süyle yandı yanan da. Yâd et o zamanı ki hani îbrahim Kabe'ye ilk taşı koymuştu ve Hicr kentinden Semud ile Eykeliler Lut'u yalanlayıp kov­muştu. Hatırla! Hani yedi er vardı bir mağarada, bir Kıtmir; hani abide Meryem bir çocuk doğurmuştu Ruşen-zamir?! Ta-Ha! Peygamberler aşkına! Kâbe ve Zemzem aşkına; hurma ile Hac aşkına... ‘Muhakkak ki müminler feraha ermişlerdir.' Ve nur ile küfrü ayırandır bu kitap; arz ile semada bu kitaba hayrandır her kitap. Hiçbir kelam, hiçbir söz, eş olmaz bir harfine; şairler söyle dursun, övgüsüne âciz kalır şiirler bile. Ya-Sin! Saf saf duranlar aşkına! Ve Sad aşkına... 'Ve kâfir olanlar, bölük bölük cehenneme sevk edilmişlerdir.' Müminse açıklayarak göğsündeki imanı ve danışarak nefsindeki gümanı... Namazı dosdoğru kılarak ve altın ile mücevherlerden manevi süsler alarak girer yola. Ne zifiri gölgeli alev saçan dumanlar, ne diz çökenler ve vuruşarak koşanlar, ne de kum tepelerince zulümlere batanlar onu döndürebilir yolundan.
Reklam