Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dışarıdan öğrendiğimiz, bize öğretilen, işte kitaplarda okuduğumuz, ailemizin zenginliği, güzelliğimiz, aklımızın belki çok olması; bütün bunları topladığımız zaman 'Ben çok önemliyim, benim her şeyim var. Benim unvanım da var, makamım da, param da var,' diye insanların birbiriyle yarştıkları şey, aslında birbirlerinin kişilikleridir.
Hz. Şibli diyor ki; 'Allah'ım bana üç hadise ile edebi öğretti.' öğrencileri 'Nedir bu üç hadis?' diyorlar.
Birincisi; bir hanım geldi yanıma. Kocası başka bir kadına âşık olmuş ve onu terk etmiş. Son derece üzgün, perişan, saçı başı darmadağın. 'Bana kocamı bulun, yalvarıyorum size.
Size Allah sevgilisi diyorlar. Yalvarırım kocamı bulun.' diye geldi. Ben de kadını edebe davet edeyim diye hanıma dedim ki, 'Saçını başını topla ve üstüne dikkat ederek öyle gel karşıma.' Kadın suratıma bakakaldı. Dedi ki, 'Aman yâ Rabbi, ben bir koca aşkıyla saçımı başımı göremiyorum da, senin için Allah âşığı diyorlar. Nasıl benim saçımı, başımı, kıyafetimi gördün?’ deyince bundan çok büyük ders aldım, diyor.
İkincisi bir çocuktu. Mumu yaktım 'Oğlum,' dedim çocuğa. 'Bu mumun ışığı nerden geliyor söyle bana.' Oğlan gülerek mumu üfledi ve 'Nereye gittiyse oradan geliyor,' dedi.
Üçüncüsü bir sarhoştu. Çamurların içinde yalpa vura vura yürüyordu. 'Oğlum, niye bu kadar içiyorsun? Bak çamurlara yuvarlanacaksın. Kirleneceksin,' deyince sarhoş ağzıyla 'Ey koca Şibli, ben çamura yuvarlanırsam beni bir kova su temizler. Sen bende kusur gördün ya, sen yuvarlanırsan seni hiçbir şey temizleyemez,' dedi.
İşte gerçek edebi bu üç kişiden öğrendim,' diyor imam Şibli."
Edebin okulu, diploması yoktur. Edebi gün gelir bir edepsizden öğrenirsin. Gün gelir içindeki sıkıntılara sabrın, sana hikmet dersi veren kişileri karşına çıkartır.