Dördüncü sayı; düşsel kurgu ile korku, mitoloji ve bilimkurgunun farklı damarlarını aynı çatı altında buluştururken anlatıların merkezine insanın kadim korkularını, açgözlülüğünü, yalnızlığını ve bilinmeyen karşısındaki çaresizliğini yerleştiriyor. Seçkide yer alan öyküler kimi zaman Göktanrı inancının izlerini taşıyan karanlık masallarla, kimi zaman savaş sonrası distopyalarla, kimi zaman da doğaüstü varlıkların gölgesinde şekillenen ruhsal çözümlemelerle okuru karşılıyor.
Geceye Doğan (Emrah KUTLUK & Emre BOZKUŞ); Öncelikle öykü yorumlamanın nedeni; 2024 yılında hayatını kaybeden Emrah Kutluk Bey ile hiçbir problem yoktur. Başkaların yaptığı saygısızlığından dolayı ortak projede kimsenin günahına giremem. Tengri'nin huzuruna ölmüş birinin hele de hiç tanışmamışlığın olmadığı halde onun kulluk hakkıyla çıkamam. Öykü; akıcılık, sürükleyicilik ve merakın ön planda olduğunu görüyoruz. Göktanrı inancına bağlı bir kadının tek başına çocuğunu doğurduğunu görüyoruz. Öyküde Lilith eşdeğeri Albız'ın, annenin ciğerini çiğ çiğ çiğneyerek yemesinin nedeni ise kadim zamanlarda savaşçı bir ulus olduğumuz için yazılı bir kaynak geride bırakamadığımızdan dolayı Albız'ın asıl öyküsünü unutarak lohusa kadınlara ve çocuklara musalat olmasına mantıklı olarak böyle bir neden bulmuşuz. Öykünün sonunda Umay Ana gelip yetim bebeği, Albız'dan koruduğunu gördük. Giderken bebeği yetim bırakmak için öldürülen annesine yeniden yaşam vermesi için Tengri'nin huzuruna çıkmak için otağdan ayrıldı. İyi düşünen okurlar öykünün sonu böyle yorumlayarak tamamlayacaklar.
Pencere Komşum (Esra SÖNMEZ); Akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılığın uyum içinde dans ettiği öyküde fırtınalı havaların korkunç yanını bizlere sunuyor. Fırtınalı havalarda beliriveren insanların bilinçlerini oyuncağa