Hayaletlerin ve goblinlerin ölümsüz imgeleri, folklor, batıl inançlar ve ulusun gelenekleriyle süslenmiş hikâyeleri bir araya getiriyor. Bu hikâyelere ek olarak da biri Japon şiiri, diğeri Japon Budist atasözleri üzerine iki ilgi çekici çalışmayı okurlarına sunuyor. Daha önce Ay Savaşçısı animesinde youma ve devamını yazarken faydalandığın yokailer dışında engin Japon demonyasına dalmaya hazır mısınız?
Japon ulusunun ruhuna Şintoizm inancı yakışır çünkü doğayla iç içe olan bir ulusun putperestlik anlayışıyla hiç örtüşmez. Budizm, sadece Hint coğrafyasında sınırlı kalmalıdır çünkü Japon toplumunda sırıtan yapay putperestliktir. Nasıl Mısır Paganizmi sadece Eski Mısır'la özdeşleşmişse Şintoizm ise Japonya'yla özdeşleşmiş artık. Bir Japonya hayranı olarak Budizm ile Şintoizm arasında bir seçim yaparsam Şintoizm'i seçerdim çünkü her ne kadar ilahi dine inansam Japonlar o kadar güçlü bir doğa dini oluşturmuşlar ki demonları gerçekten var mı? diye sordurtuyor.
Japonya'da yaşayan insanların ruhlar saf ve iyi iken ölenlerin ruhları ise kötücül ve kurnazdır. Oysa inancımızda yaşayanların ruhları, Dünya'nın kötülükleri ile kirlenirken ölenlerin ruhları ise kabir azabı ve ameleleri doğrultusunda arınıyor ve saflaşıyor. Hatta Dünya'ya gönderilmeyi bekleyen ruhlar saf ve iyicildir. Göktanrı inancında da İslam'da da ölenlerin ruhları, yaşayanlara zarar vermez. Rüyalarına girip onların özlemlerini dindiriyorlar. Japonya'nın hayaletleri ölenlerin ruhları değil cinler teşkil ediyor. Onlar da cin algısı olmadığı için ölenlerin ruhları diye yorumlarlar.
Japonya'da şiirler genellikle edebi bir betimlemeyle iki satırla oluşur. Bir duruma karşı özlemlerini anlatmanın yolu edebi dille betimlerler. Dilimize çevirilirken ruhsuz görünse de orjinalinde şiirsel ve ezgisel bir hava yaratır. Biz