Kalemin eserlerini okuyunca babacan, dindar ve Arapseviciliği gütmeyen bir insan olduğunu seziyordum. Bu eseriyle de bağnaz olmadığını ve Kur'an-ı Kerim ışığında hareket eden olduğunu anladım. Severek okurken bazen yüzümü güldü. Bazen de şaşırdım. Ruhumda bir terapi etkisi bıraktı. Sanki yeniden doğmuşum gibi sezdim.
Gerçek inananlar, on dört yüz önce indirilen kutsal kitabımızda o dönemlerde bilimlerin esamesi okumadığı halde bilim dallarıyla ilgili ayetler yer aldığını bilirler. Ayrıca astronomi bilimiyle ilgili ayetler de dikkatimizi çekiyor. Sirius, Rosette Nebulası ve Tarık Yıldızı ilgili ayetler bize evrende Tanrı'nın sonsuz yaratma gücünü ve insanlığa gönderilen kutsal kitabımız onun sözü olduğu su götürmez bir gerçektir. Evrende en yaşlı yıldız Metuşaleh Yıldızı olduğunu biliyor muydunuz? Tevrat'ta en uzun yaşayan Metuşaleh olduğu için o yıldıza onun adı verildi. Oysa en uzun süren yaşayan Adem (as) olup on yüz yıl yaşadı. Ondan dolayı astronomi ile ilgili betiklerde Metuşaleh Yıldızı'nı Adem (Törüngey demeyi yeğlerim) Yıldızı olarak geçirmeliyiz.
Ra'd Suresi onbeşinci ayetinde "Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Tanrı'ya secde ederler." buyurdu. Bu ayette göktekiler derken sadece uçan hayvanları ve mikroskobik canlıları değil evrendeki tüm düzeneklerde Tanrı'ya iman eden uzaylıları olduğunu kabul etmeliyiz. Bazı ayetlere tek boyutla değil aklımızı kullanarak çok boyutlu olarak bakmalıyız. Tanrı bize düşünerek gerçekleri bulmamızı öğretiyor ayetlerinde. Elbette doğrusunu Tanrı bilir.
Belki bir kaç incelemelerimde değindiğim gibi tekrar bir kez daha değineceğim. Doğada da gördüğümüz canlı cansız varlıklar, kusursuz ve taklitçi olmayan sanatçıyı zikredip teffekür ederler. Aslında Göktanrıcı inancında Yer-Sub