Rahmetli kalemin bir kaç romanı okudum. Oradaki atmosferi bu romanda göremedim çünkü bu romanda öze dönüş değil laik yönetimi eleştirilerin hakim olduğu bir hava vardır. Okurken biraz beni hayal kırıklığına uğrattı çünkü tam onun Cüneyd Suavi gibi ruh doktoru sanarken laik düşmanı bağnaz algısına büründüğünü gördüm. Doğrusu Tanrı bilir çünkü Tanrı, onun içini dışını görmüştür. Ben de bıraktığı algıyı dile getirdim.
Öncelikle rahmetli kalemle Filistin konusunda hem fikir olmadığımı dile getiriyorum. Madem Filistin mazlumsa neden Karabağ Savaşı'nda Azerbaycan'a değil de Ermenistan'a destek veriyor. Mazlum ne zamandan beri zülum edici ve teröristin yanında durdu. Ateş düştüğü yeri yaktığı için ortak acıya sahiptirler. Filistin'in bu davranışının nedeni ya Türk düşmanlığı yada Azerbaycan'da Şii Müslümanlığı yaygın olduğu düşüncesi. Azerbaycan'da hem Şii hem Sünni mezhepleri yaygındır. Azerbaycan, hiçbir zaman mezhepçi olmadı ve Türkiye'den gelenleri kayıtsız şartsız bağırlarına basarlar.
Laikçiler'de bağnazlar olabilir ama gerçek Laikçiler; Ulu Önderimiz Atatürk'ün annesi, kızkardeşi ve eski eşinin başörtülü olduğunu biliyorlar. Bundan dolayı başörtülü insanlara haksızlık etmezler çünkü laik kavramını tam anlamıyla biliyorlar. Bağnazlardan dolayı ne Laik'e ne de İslam'a düşmanım. Ulu Önderimiz Atatürk'ün ailesine baktığımda onun dinsiz olmadığını görüyorum. İslam dinine baktığımda da İslam dini bağnazlık dini değil akla, bilime ve ahlaka önem veren bir din olduğunu görüyorum. Bağnazlık, yanlış eğitim ve yanlış tutumdan doğar.
Hem inançlıyım hem de Laikçiyim çünkü bu gün inancımızı dolu dolu yaşıyorsak Ulu Önderimiz ve silah arkadaşlarına borçluyuz. İnancımda görmeden bir insanı yanlış eleştirmek gıybet kabul eder. Onu karalayanlar da getirdiği laik düzenle teokratik