Öncelikle betiğin kapağı, serinin en güzel kapağı olduğunu demekten kendimi alıkoymayacağım. Bazı betikler bize imkansız görünen olaylara farklı bakış açısı kazandırdığını söyleyebilirim. Hatta bazı yaratıcı fikirler sunuyor bize. Doğu Yücel'in insan sarrafı kokan kalemini okumak bence ayrıcalıktır çünkü sanki yıllardır insanlığın içinde yaşamış ve değişik insan tiplerinden belli başlı kalıplar çıkarmış ki bunlara nasıl bir yol izleyeceğimi göstermiş.
Ters köşeye yatıran kurguda Aile denilen gizli örgütün piyonunu sabit bir karakter olarak düşünürken olayların gidişatında beklenmedik bir anda sıradan bir karakter, bu gizli örgütün piyonu olduğunu öğrenince "Yok artık! Bu kadarı pes doğrusu!" demekten kendimi alıkoyamıyoruz. Bu da yaratıcılığın alamet-i farikalarından biridir. Hera'ya doğrusu Hatice'ye gıcık olurken erkek fatma Tuba'nın daha sinsi ve daha uyanık olduğunu görüyoruz.
Bu betik sayesinde arkadaşımın eski eşi, Aile denilen örgütünün bir üyesi olabileceğinin kanısına vardım çünkü eski eş, arkadaşımdan nafaka alması yetmemiş gibi sürekli onun bir kulpunu bulup onu dava ederek ondan para koparmaya çalışıyor. Bu eski eşin anormal davranışına anlam veremiyorum. O nafaka onun gözünü doyursun. İnsanlar hata yapabilir ama böyle bir zülumu hak etmiyor. Dilerim Tanrı'dan öyle bir kocaya düşsün ki arkadaşımın ayaklarına kapanacak kadar sürünsün. Son nefesine kadar o arkadaşının yanındayım.
O eski eşiyi öttürecek öyle bir taktik öğrendim bu betik sayesinde. Bu taktik, hiçbir kimsenin aklına dahil gelmedi. Taktik, açıklayıcı bir anlatımla değil kurgunun içinde okuyarak insanların kullanmaktan çekindiği o akıl sayesinde buldum. Tanrı bize verdiği aklı kullanmaktan çekinmeyin çünkü yan etkisi bile yoktur. Tanrı, ummadığım anda bana öyle bir imkan sağlasın ki o taktiği