Cüneyd Suavi

Cüneyd Suavi

Yazar
8.4/10
327 Kişi
·
1.525
Okunma
·
60
Beğeni
·
3.698
Gösterim
Adı:
Cüneyd Suavi
Unvan:
Yazar
Doğum:
Adapazarı, 1948
1948 Yılında Adapazarı'nda doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladı. Daha sonra, günümüzde Mimar Sinan Üniversitesi olarak bilinen Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ni yüksek mimar ünvanıyla bitirip Sakarya Üniversitesi'nde asistanlığa başladı. İleriki yıllarda profesörlüğe kadar yükselen Cüneyd Suavi, evli ve üç çocuk babasıdır.

Zafer Dergisi'nde 1982 yılından beri hikayeleri yayınlanan yazarın en tanınmış eseri, Hayatın İçinden adlı hikaye kitabıdır. Türk insanı tarafından büyük bir rağbet gören bu eserin tamamı Korece'ye; bir bölümü de İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Arnavutça, Tatarca, Özbekçe ve Makedonca'ya çevrilerek dünyanın dört bir yanına ulaşmıştır. Bu eserin devamı olan Hayatın İçinden-2 adlı kitap da, 2003 yılında basılmıştır.

Cüneyd Suavi'nin Kırk Gram Tebessüm, Mucizeler, Bilmeceler ve Çocuklar İçin Peygamberler Tarihi adlı eserleri dışında, .ocuklar için yazdığı İki Çuval Altın, Huzur Ormanı, Gökten İnen Balık, Cennete Davet ve Sevgi Marketi adlarını verdiği beş hikaye kitabı daha bulunmaktadır.
Biraz önce titriyordun değil mi? Diye sormuş. Başında dönüyordu ama şimdi tamamen şifa buldun belkide aynı anda milyonlarca canlıda şifa buldu eğer biraz farklı gözle bakabilseydin, bu dünyayı mükemmel bir hastane görür, şifa veren kudreti fark ederdin.
BAHŞİŞ
Yaşlı adam, delikanlının cebine bir şeyler bırakırken:
–Allah senden razı olsun evladım, dedi. Bu ihtiyarı yeniden doğmuş gibi sevindirdin. Şu ufak hediyemi alırsan, daha da sevindireceksin.
Delikanlı, yapmış olduğu iyiliğin makbule geçeceğini daha işin başındayken biliyordu. Yol kenarında ağlayan dört beş yaşlarındaki çocuğun kaybolduğunu anlamış ve onun nereden geldiğini soruşturduktan sonra, bir taksiye bindirip evine getirmişti. Fakat delikanlı, aradığı evi bulduğunda büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Yol boyunca gözü önünde canlandırdığı yüzme havuzlu ve uydu antenli villanın yerine, karşısında derme çatma bir gecekondu duruyordu. Üstelik kapıyı da çocuğun dedesi açmış ve torununa hasretle sarıldıktan sonra,kendisine teşekkür edip cebine bir kaç kuruş bırakmıştı.
Delikanlı, sohbet sırasında çocuğun anne ve babasının kaza sonucunda vefat ettiğini öğrenmiş ve yaşlı adamın bir ara ağlamasından istifade ederek cebine konulanları kontrol etmeyi becermişti. Üç beş tane bozuk , koskoca ceket cebinin köşesini bile doldurmuyordu. Evin haline bakılırsa, yaşlı adam oldukça fakirdi. Ama hiç olmazsa taksi parasını karşılayacak kadar bir bahşiş veremez miydi?
Delikanlının yüklü bir hediyeyle"yolunu bulma" hayalleri yıkılmış ve içinde bir şeyler kıpırdanmaya başlamıştı. Anlaşılan tahammül edilemeyecek derecede cimri bir ihtiyar ile karşı karşıyaydı ve ona mutlaka bir ders vermesi gerekiyordu. Yaşlı adamın yüzüne dik dik bakarken cebindeki bozukları avuçladı ve çocuğun ayakları dibine fırlatarak:
–Git de kendine oyuncak ufaklık, dedi. Böylelikle cömertlik nedir öğrenmiş olursun.
Yavrucak yere eğilerek paraları topladığında, delikanlının gözleri yerinden çıkacak gibi oldu.
Çocuğun küçücük avuçlarında, dört beş tane altın parıldıyordu."
..Askerlerden bazıları bir karınca yuvasına yakın bölgede ateş yakmışlardı. Peygamberimiz onları ikaz ederek:
"Siz yerdekilere merhamet gösterin ki, göktekiler de size merhamet etsin."buyurdu.
Peygamberimiz:
"İnsanlara verecek bir şeyim yok!" diyenlere: "Güler yüzün de mi yok?" diye sorar, güler yüzün bir sadaka olduğunu söylerdi.
TOKAT

Emektar Öğretmen, dersini bitirip sınıftan çıkarken; öğrencilerinden birinin diğerine çelme taktığını gördü. Düşen çocuk, en sevdiği öğrencisiydi ve canı yandığı için ağlıyordu. Öğretmen, onu yerden kaldırdıktan sonra üstünü temizleyip eve gönderdi ve öbür çocuğu kolundan çekerek öğrencilerin terk ettiği sınıfa soktu. Kendisi, aynı köyün ilkokulunda yirmi yıldan bu yana hizmet vermiş, o köyden evlenmiş ve tayini büyük şehirlere çıkmasına rağmen; bir yuva olarak bildiği okulunu terk etmemişti. Bu yüzden, öz evlatları gibi gördüğü öğrencilerin haylazlıklarına dayanamıyordu. Çelme takan çocuğu şiddetle azarladıktan sonra, onun korkudan tir tir titremesine aldırış bile etmeden suratına bir tokat patlattı.

Küçük çocuğun cılız vüzudu, tokadın şiddetinden bir yaprak gibi savrulmuş ve yeni çıkmakta olan dişlerinden akan kan, öğretmenin ceketine sıçramıştı.

Öğretmen, yedi yaşındaki bir çocuğa yaptığı bu hareketten hemen sonra pişmanlık duymasına rağmen, bunun kendisi için iyi bir ders olacağını düşünüyordu. Öğrencisini bırakıp gitmeye hazırlanırken, çocuğun elini cebine attığını görüp telaşa düştü.

En yakın arkadaşını bile düşüren bir yaramaz, öğretmenine de bir çakıyla saldırabilirdi. Ona karşı korunmaya hazırlanırken, küçük çocuk teyzesinin bayramda hediye ettiği mendili çıkarttı ve düştüğü yerden kalkmaya çalışırken:

- Ceketiniz kanlandı öğretmenim!. dedi. Sileyim isterseniz...
YEŞİL ELBİSE
Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.
-Gel seni camiye götüreyim, dedim. Bugün Cuma biliyorsun.
-Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi
-Biliyorum ama, sebebini gerçekten merak ediyorum.
-Ne bileyim olmuyor işte, dedi.Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.
Gayri ihtiyari gülmeye başladım.
-Herhalde şaka yapıyorsun, dedim. Bunun için cami terk edilir mi?
-Ciddi söylüyorum, dedi. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.
Gerçekten öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.
-Peki, dedim.Hayatında hiç camiye gitmedin mi?
-Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim, dedi. Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.
Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.
Onunla konuşmamızdan 2 ay sonra, kendisinin camide olduğunu söylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı.
Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle:
-Hani, dedim. Camiye gelmeyecektin?
Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu.
HASRET
Ona, teravih namazına giderken rastladım. Sevinçten âdeta uçar gibiydi. Aceleyle koşuşturup dururken:
–Hayrola Ömer, dedim. Bu ne telaş böyle?
Nefes nefese:
–Babam geliyormuş, diye gülümsedi. Bayramı burada geçirecekmiş.
Duyduğuma göre anne ve babası, Ömer,henüz bebekken ayrılmıştı. Yavrucağızın yüzünü bile hatırlayamadığı babası kısa süre sonra Almanya'ya yerleşmiş, annesi ise çocuğuna bakmak için bir işe girmek zorunda kalmıştı. Şimdi beş–altı yaşlarında olan Ömer, yıllar boyu süren hasretini unutmuş görünürken:
–Babam geliyor, diye tekrarladı. Herkes onun dönmesini bekliyor. Şimdiden hazırlığa başlamışlar.
Tüy gibi vücudunu eğilip kucakladım. Kalbi, fırlayacakmış gibi çarpıyordu. Bir öpücükten sonra:
–Anlayamadım, dedim. Kimler bekliyormuş bakalım onu?
–Herkeees, diye cevap verdi. Sağa sola birçok yazı asmışlar. Bir tanesi de ileride duruyor.
Meraka kapılmıştım. Saatime bir göz atıp:
–Daha namaza çok var, dedim. Eğer uzak değilse, bana gösterir misin?
Böyle bir teklifi beklediği için hiç nazlanmadı. Küçücük avucunu avucuna saklayıp ilerlemeye, biraz sonra da onun zoruyla koşuşmaya başladık. İki sokak aşıp caddeye çıktığımızda, büyük bir gururla parmağını uzatarak:
–Bak işte! dedi. Hem de ne kadar kocaman yazmışlar.
Ömer'in gösterdiği yere baktığımda, o ana kadar yaşamadığım, belki de yaşadığım halde unuttuğum duygularla sarsıldım. Gözlerini ayırmadığı yazıda babasının adı geçen Ömer, karşımızdaki muhteşem caminin minareleri arasına gerilmiş olan mahyayı gösteriyordu.
Işıklı yazıları birlikte heceledik:
–"Hoşgeldin Ramazan" yazıyordu.
265 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İçinde bazen sizi duygulandırabilecek bir sürü hikaye var.Cüneyd Suavi'nin gerçekte yaşanmış hikayeleri toplamış ve bu muhteşem kitabı hazırlamış.Harika bir kitap.Okumanızı tavsiye ederim.
654 syf.
·33 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle bu incelemeyi yazıp yazmamak konusunda çok ikilemde kaldım fakat böyle güzel, heleki Efendimiz (s.a.v) konu alan bir kitabın incelemesini yazmasaydım içimde ukte kalıp, eksik olacağının farkına vardım, böylelikle yazma kararı aldım kendimce. Aslında ne kadar yazarsam yazayım hala eksik kalacaktır kelimeler...

Kitabın içeriğinden bahsedersek: dili o kadar yalın, anlaşılır ki içerisindeki hikâyeler alt başlıklarla bölümlere ayrılmış olması kitabı daha da akıcı, sürükleyici hale getirmiş. Bu sayede keyif alarak sıkılmadan okuyorsunuz.

Iki Cihan Güneşi'ni okurken Peygamberimizin (a.s.m) hayatı yanında, hayatını adadığı iman davasını da anlayacak ve "Ben kimim?", "Nereden geliyorum?", "Nereye gideceğim?", "Bu dünyadaki görevim nedir?" sorularının cevaplarını rahatlıkla bulacaksınız.

Efendimiz (s.a.v) her anlamda örnek oluşu, İslam dinini yaymak için bütün zorluklara katlanması, sırf bir kişi müslüman olsun diye her türlü işkenceden işkenceye uğradı. Fazladan bir kişinin iman etmesi için bu işkencelerin tamamına razıydı. Tek derdi ümmetini o kavurucu cehennem ateşinden kurtarmaktı. Çünkü o, Rahmet Peygamberiydi.
 
Fazlaca alıntı paylaştığım için incelemeyi çok uzun tutmak istemiyorum..Ve son olarak kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Keyifli Okumalar dilerim..
265 syf.
·2 günde·6/10
Gerçekten güzel bir kitap sizi sıkmayan , içinde kisa oykulelerle içinizi ısıtacak güzel bir eser. Cüneyd Suavi hayatin gerçeklerini bize oykulerle sunmuş ben keyifle okudum sizede tavsiye ederim
265 syf.
·5 günde·9/10
"Küçükken yatağımdan her kalkışımda, yerdeki yastık ve minderleri görerek annemin dağınıklığından dolayı söylenip dururdum. Büyüdüm, evlendim ve 'nur topu' gibi bir erkek çocuk sahibi oldum. Oğlum da herhalde bana benzemiş olmalı ki, geceleri kıpır kıpır dönüyor ve ikide bir yatağından düşüyor.Ve şimdi ben, rahmetli anacığıma fatihalar okuyarak, yavrumun düşebileceği yerlere minderler seriyorum."

Bu küçük hikayede bile insanın içini titretip durgunlaştırabiliyorsa her hikayeyi ayrı bir tebessümle okutmayi başarıyorsa bu hikayeler gerçekten"Hayatın içinden'dir" diye düşünmüştüm ki öyle de oldu. Yaşanmışlıklarla dolu hayat hikayeleri beni çok etkiledi.

İnsanın okurken hayatın icin bir hikayeden beklenen mesaj eğer bir çırpıda veriliyor ve kalpleri yumuşatırken, gönül pusulalarını manevi güzelliklere çeviriyorsa herkesin okuması gerekli diyebiliyorum.
264 syf.
·10/10
hayatın içinden serilerini çook önceleri okumuştum.. Cüneyt Suavi nin mimar olması da meslektaş olarak beni buna sevkeden sebeplerden biriydi.. farklı bir bakış açısıyla yazılmış toplumun içinde belki de çok da ön planda olmayan küçük insanların, vicdana, ruha dokunan küçük hikayecikleri.. arada karikatürlerle zenginleştirilmiş.. hoş kitaptır.. çocuk kitabı zannetmeyin bence büyükler ilk önce okumalı..
208 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Cüneyd Suavi'yi ilk kez ortaokul yıllarında Hayatın İçinden Sevgi Hikayeleri setiyle tanıdım. Orta okul yıllarında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Zafer Yılmaz, ders aralarında bize onun öykülerini okurdu. Bizde merak edip betiği okutucudan (hocadan) alıp okurduk.

Yazar bize eksik duyguları anımsatırken diğer taraftan geçici olan Yer'in büyüsüne kapılırsan neler olacakları kalemiyle gösteriyor. Yıllar içinde Hayatın İçinden'i her defa okudukça özümü manevi onarımdan geçtiğimi seziyorum.

Bu betik hem öykülerden hem de yazarın anılarından oluşuyor. Okurken bazen düşündürüyor bazen güldürüyor. Bu betikte en sevdiğim öykü ise Süleyman'ın Dönüşü'dür. Buram buram gülümseme kokan yazarın anılarında nedense Zafer Yılmaz ile karşılaşıyorum. Yazar da okutucum gibi peygamber ahlaklı, efendi, inançlı ve sıkıntılar karşısında istifini bozmayan bir karaktere iyedir. Yazarın iki defa burun estetiği geçirmesine çok şaşırdım. İnançlı kişi, öz bedeniyle barışık olur. Bence o anısı kurgu olmalıdır.

Tanrı, ona sağlıklı ve dinçli (huzurlu) bir yaşam versin. Onun kaleminin ışığından hiç ayrılmayalım. Severek okudum ve şiddetle sizlere tavsiye ediyorum."

#BetikEli #KırkGramTebessüm #CüneydSuavi #HayvanlarlaNasılKonuşulur? #SüleymanınDönüşü #GeriAlınanDua #İnsanlıkHali #Hortlak #Makİntoş #SavaşBöyleÇıkar #AhŞuDoktorlar #HocalıkVazifesi #BirİftarınArdından #KomşulukVazifesi #EstetikBirKaza #DeterjanEvliyası #YazdanKalmaBirGün #HuzurApartmanı #HayırlıBirİş #YaşlılıkBelirtisi #SonModaBirDüğün #PembePijama #BirHaftalıkEvliya #BodyBuilding #YorumFarkı #ZaferYayınları
160 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Kitabın kapağında da yer aldığı üzere 7'den 77'ye tüm çocuklara hitap eden bir eser. Ayrıca yetişkinler için de keyifli bir yolculuk olacaktır.
Okumaya değer, zira zaman kaybı düşüncesi söz konusu değil.
167 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten mizah kalitesi çok yerli yerinde olan " Kırk Gram Tebessüm" insanı bazı yerlerde güldürüyor fakat benim açımdan tıpkı Nasrettin Hoca'nın fıkraları gibi insanın ders çıkarması gerektiğini yerlerde var bu yüzden dolayı şunu diyebilirim ki herkesin okuması gerekip ders çıkarması lazımdır diye düşünüyorum.Cüneyd Suavi bu kitapla da toplumun aksayan yönlerini de anlatırken insana güzell bir yol deneyerek anlatır ve bu farkındalağı oluşturmayı başarmış bir yazar bence son olarak beni hem sıkmadan hem güldüren hem de ders çıkartağım mizah kitaplarından biri
148 syf.
·1 günde·9/10
Gözyaşlarıyla yazılan kelimeler ve "imdat!" diye bağıran bir öğrenci. Cüneyd Suavi "İmdat Âşık Oldum "ile çıkmak sokaklardan kurtulmak isteyen bir gencin hikâyesini anlatıyor...

Yazarın biyografisi

Adı:
Cüneyd Suavi
Unvan:
Yazar
Doğum:
Adapazarı, 1948
1948 Yılında Adapazarı'nda doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladı. Daha sonra, günümüzde Mimar Sinan Üniversitesi olarak bilinen Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ni yüksek mimar ünvanıyla bitirip Sakarya Üniversitesi'nde asistanlığa başladı. İleriki yıllarda profesörlüğe kadar yükselen Cüneyd Suavi, evli ve üç çocuk babasıdır.

Zafer Dergisi'nde 1982 yılından beri hikayeleri yayınlanan yazarın en tanınmış eseri, Hayatın İçinden adlı hikaye kitabıdır. Türk insanı tarafından büyük bir rağbet gören bu eserin tamamı Korece'ye; bir bölümü de İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Arnavutça, Tatarca, Özbekçe ve Makedonca'ya çevrilerek dünyanın dört bir yanına ulaşmıştır. Bu eserin devamı olan Hayatın İçinden-2 adlı kitap da, 2003 yılında basılmıştır.

Cüneyd Suavi'nin Kırk Gram Tebessüm, Mucizeler, Bilmeceler ve Çocuklar İçin Peygamberler Tarihi adlı eserleri dışında, .ocuklar için yazdığı İki Çuval Altın, Huzur Ormanı, Gökten İnen Balık, Cennete Davet ve Sevgi Marketi adlarını verdiği beş hikaye kitabı daha bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 60 okur beğendi.
  • 1.525 okur okudu.
  • 19 okur okuyor.
  • 254 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları