"Ama eğer hayattaysan, üzülme, yaşamaktan vazgeçme, günlerini yalnız geçirme. Seni sevecek ve senin de seveceğin bir aile bul. Çünkü artık seninle olamayız biz. Ben, seninle olamam. Mutlu ol!"
Ona nasıl görmeye gidebilirdi ki? Aileleri parçalanmışken, hayatları darmadağınken nasıl görebilirdi onu? Üstelik soranın onu bu halde görmesini de istemiyordu. Bir zamanlar çalışkan bir öğrenci olan, şimdi evlere su taşımak dışında bir şey yapmayan yapan birini.
Artık bana hiç sarılmıyor, hiçbir şey anlatmıyor. Myung-gi uhmanın bu sözlerini duyduğundan beri aklından çıkaramıyor. Annesini sevmediğinden değildi bu... Ya da Yoome'yi... Ya da Sora'yı... Sadece korkuyordu o zamanlar. Çünkü biraz fazla yakın olduğunda bir şeyler söylemeye, bir şeyler hissetmeye başlıyorsun. Onlar da sen farkında bile varmadan, özünün tam merkezlerindeki saç çekirdeğin etrafına saran o kabuğu yavaş yavaş parçalamaya başlıyorlar.