"Sırtın dönüktü! Beni naısl tanıyabildin?" diye sordum gülerek.
"İkidir yanıma soluk soluğa geliyorsun." dedi sevinçle.
"Ya koşmanın kendisini seviyorsun ya da yanıma koşarak gelmeyi... Soluğundan tanıyorum artık seni. "
"Bir sevince ancak koşarak gidilebilir," dedim geçip yanına otururken.
"O halde bana koşarak gelen sevinçlerden başka bir dileğim olmaz bundan sonra benim de..." dedi
Bir sevinçten ancak yürüyerek uzaklaşılır. Üstelik bu zoraki bir yürüyüştür, ayaklarınız gitmek istemez. Yürürken de kısa aralıklarla dönüp arkanıza bakmaya gerektirir.
"Biz seninle farklıyız Tai," dedi Yue.
"Farklıyız fakat ne kadar da aynıyız," dedim.
"Öyle... Ama... Farklılığımız ellerimiz gibi, herkesin fark edebileceği bir gerçek." dedi. "Geçmişimiz, yaşantımız, olanaklarımız geleceğe nalışımız tümüyle farklı. Bunun bilincinde olmalıyız. Fakat diğer yandan, senin de söylediğin gibi birbirimize benzer, birbirimizi tamamlayan parçalar taşıyoruz içimizde. Bizi birleştiren nokta burası.