Ama hayat bizlere hiçbir şey borçlu değildir. Sadece bizler kendimize, kalan zamanımızda hayatı olabildiğince iyi yaşamayı ve sürekli şükretmeyi borçluyuz.
Büyük değişikler yaratmak dayanıklılık gerektirir. Fakat ne kadar uzun süre yanlış bir çevrede kalıp onun ürünü olmaya devam ederseniz gerçek mutluluk ve tatmini bulma olasılığınızı da o kadar uzun süre reddedersiniz. Hayat, sadece yüzleştiğimiz zaman yenebileceğimiz korkular yüzünden akıp gitmesini izlemek için çok kısadır.
Bu deneyim sayesinde bana verilmiş bir hediye olan hayatımın kıymetini daha çok bilmeye başladım ve mutluluğu seçmenin her gün yapılması ve düşünme biçimim için yeni bir alışkanlık haline getirilmesi gereken bir şey olduğunu öğrendim.