Yasak olan daima nefretimizi kışkırtır ve bizi ayartıp özgürlük sevgimizi unutturabilir. Özgürlük sevgimizi
geri kazanmak için cüretkâr girişimlerde bulunuruz.
Sadece yasak olmayan hazlarımızda, otoriteden tiksinme gereği duymadan özgürlüğümüzü severiz. Yasak olana inanmak otoritelere
inanmaktır. Yasak olmayan hazlarımızda hayatın itaat olmaksızın
neye benzeyeceği bir anlığına gözümüzün önünde belirir.
Haz ve korkunun artık birbirinden ayrılmaz olmadığı bir hayattır bu.
Bilinçdışı bir itaat halinde yaşarken kendimizi itaatkar olarak de gerçekçi, normal ya da mantıklı olarak düşünürüz. Hayatın gerçekte nasıl olduğunu biliyormuş gibi yaşarız. En kötü itaat farkında olmadığımız itaattir.
Bencillik, her zaman kendi çevresinde mutlak bir tip-monotonluğu yaratmayı hedefler. Bencil olmayan ise, sonsuz tip-çeşitliliğini son derece zevk veren bir şey olarak algılar, kabul eder, ondan haz alır, tadını çıkarır. İnsanın kendine ait düşünceleri olması bencillik değildir. Kendi düşünceleri olmayan insan hiç düşünmüyor demektir. İnsanın komşusundan kendisi gibi düşünmesini, kendisiyle aynı görüşlere sahip olmasını isteme si son derece bencil bir davranıştır.
Bir şeyi yasaklamak onu arzulanır kılmaktır. Yasaklama arzuyu baskı altına alır. Bir şeyi tuhaf bir biçimde albenili hale getirir. Bizi itaatkar yapar ama aynı zamanda bize hayaller kurdudur.
Nietzsche, Böyle Söyledi Zerdüşt'te şöy le der: "Unutun şu 'için' sözünü ey yaratıcılar; sizin erdeminiz, hiçbir şeyi 'için' ve 'uğruna' ve 'çünkü' ile yapmamanızı ister."