Sana inanan tek bir kişi varsa kurtulursun, ben bunu bilir bunu söylerim. Bir kişi bile yeter insanın kara kara kuyulardan çıkmasına; gerçekten varsa yeter. Hatta sana bir sır vereyim mi, o kişi kendin bile olabilirsin.
İki insan birbirine yaklaşmaya başladığı
andan itibaren kaçınılmaz olarak aralarındaki şeyi tarif etmeye çalışıyor. Kelimelerle hat belirliyor sürekli, sınır
çiziyor. Bir taşkınlık olmasın, her şey kontrol altında kalsın diye büyük ihtimalle. Ama bunu yapmaya başladığı andan itibaren de aslında göz göre göre işin tadını tuzunu kaçırıyor. Yaşanacak birkaç lokma güzel şey de böylece heba oluyor hızla. Taşkınlık yaratmayacaksa çarpışmaların ne anlamı var ki?