“Herkes akvaryumun cam duvarlarının dışında olup bitenleri fark etmekten dikkatle kaçınıyor. Bu durum bana uzun bir süre iyi geldi, yararlı oldu, rahat ettirdi. Ama insan değişiyor. Artık serüven peşinde koşmak istiyorum. Altmış beş yaşındayım ve yaşlılığın getirdiği tüm kısıtlamalardan haberim var. Gene de Bosna'ya gidiyorum. Orada beni bekleyenler var. Onlar beni tanımıyor, ben de onları tanımıyorum ama yararlı bir şeyler yapacağıma inanıyorum. Üstelik, serüven duygusu, tehlike korkusu bile yeter; yıllarca refah ve sıkıntı içinde yaşamaktan iyidir.
“Orada da burada da insanlar gruplaşıyor, çevrelerine duvarlar örüyor ve kendilerine tuhaf gelen hiçbir şeyin sıradan yaşamlarını sarsmasına izin vermiyorlar. Birtakım şeyleri sırf alıştıkları için yapıyorlar, yararsız konuları inceliyorlar, aralarında eğleniyorlar, çünkü eğlenmek gerekir, dünyanın geri kalanında olup bitenlerden onlara ne? En fazla, televizyonda haberleri izliyorlar -bizim de sık sık yaptığımız gibi- ve böylece sorunlarla, haksızlıklarla dolu dünyadan ne kadar uzak olduklarını hissederek mutluluklarını bir kez daha doğruluyorlar.”