Program hayat boyu sürer ve hep aynı şekilde işler. İnsanların programlandıklarını anlamamaları için onlara "seçenek illüzyonu" satılır. Hayatın farklı dönemlerinde aynı süreklilik için farklı isimler sunulur. Örneğin, simit, ekmek, kahve ve peynir ile uzun bir seçenek listesi verirler, oysa genellikle o insan grubuna sadece iki kişi alınır. Size, kendileri için hiç önemi olmayan seçenekler verirler. Yetişkinlik hayatı, sanki okul veya üniversiteden farklıymış gibi görünür, oysa aynı programın devamıdır. Anne, hâlâ uyumakta olan çocuğuna, "Haydi yavrum, okula (hapishaneye) geç kalacaksın" der. Eğitim aşaması bittikten sonra eşiniz/partneriniz tepenize dikilir, "Haydi canım, işe (çoğunlukla yine hapishane) geç kalacaksın" der. "Sonra öğretmenin ne der? endişesi yerini, "Sonra patronun ne der? endişesine bırakır. Etiketler değişmiştir, ama sonuçlar aynıdır. Aslında yetişkinlik versiyonu çok daha kötüdür, çünkü yetişkinlikte, çocuklukta olmayan, işten atılma veya faturaları ödeyememe korkusu olur. Kontrol altında tutmanın en iyi yolu korku yaratmaktır; öğretmen korkusu, patron korkusu, devlet korkusu, polis korkusu, vergi memuru korkusu derken, insanların birbirinden korkmaları da cabası!