Ona duyduğum hasret açlık gibi, içimi boşaltıyor. Akhilleus'un ruhu bir yerde beni bekliyor ama erişebileceğim bir yer değil orası. Bizi gömün ve mezar taşlarına adımızı kazıyın. Bırakın özgür olalım. Külleri benimkilere karışıyor. Hiçbir şey hissetmiyorum.
Bıraktım bana dokunsun, bıraktım boylu boyunca bedenlerimizi birbirine bastırsın; öyle ki aramıza başka hiçbir şey giremesin.
Gözümde yaşlar birikip aktı. Üstümüzde takımyıldızlar dönüp duruyor, ay bitkin bitkin her zamanki yolunu takip ediyordu. Saatler akıp giderken biz felakete uğramışlar uykusuz yattık.
"Benimle gelecek misin?" diye sordu.
Aşkın ve kederin asla sona ermeyen acıları. Belki başka bir hayatta bunu reddeder, saçlarımı yolarak ağlar, onu seçimiyle tek başına yüzleşmek zorunda bırakırdım. Bu hayatta değil. Akhilleus Troya'ya yelken açacak, ben de onun peşinden gidecektim. Ölüme bile. "Evet," diye fısıldadım. "Evet."